İsrail medyası İran savaşını nasıl anlatıyor?

Kaynak, Kanal 12
- Yazan, Shaina Oppenheimer
- Unvan, BBC İzleme Servisi
- Okuma süresi 5 dk
İsrail medyası, İran savaşına büyük ölçüde Gazze savaşındaki tutumuyla yaklaştı. Vatanseverlik, ulusal birliğe vurgu, ordunun iddialarının pek sorgulanmaması ve siviller üzerindeki etkisinin ele alınmaması öne çıktı.
Başbakan Binyamin Netanyahu'ya desteğiyle bilinen Kanal 14'ün akşam programı "Vatanseverler"in 24 Mart'taki başlangıcında, patlamalar ve hava saldırılarından oluşan bir montajlanmış bir video yayınlandı.
Videoda militarist bir müzik eşliğinde, hem Netanyahu hem de Donald Trump'ın zaferle açıklamaları yer aldı.
İsrail bayrağının yanında "Kazanacağız" ve "Tanrı'nın yardımıyla" gibi sloganlar yer aldı.
Bu montajın farklı varyasyonları her gece tekrarlanıyor ve "İsrail'in Fox News televizyonu" diye tanımlanan Kanal 14'ün yayınları, İran savaşının üzerinden bir aydan fazla süre geçerken medyadaki genel tutumu yansıtıyor.
Gazze savaşındaki haberlerde de bu tür yayınlar söz konusuydu.
Gazze saldırıları ve İran savaşı
Gazze saldırıları sırasında gazeteciler birlik, ulusal direnç ve İsrail ordusuna desteği vurgulamıştı. Savaş ilerledikçe, bazı yayın organları, özellikle İsrailli rehinelerin akıbeti konusunda hükümeti sorguladı. Fakat Filistinlilerin çektiği acılara dair görüntüler veya haberler yansıtılmadı.
28 Şubat'ta İran'a saldırılarla birlikte medya anında savaş moduna geçti, yeniden bayraklar ve sloganlar sergiledi.
Kanal 14, Gazze'deki "Tanrı'nın yardımıyla tam zafer" sloganlarını yeniden kullanırken, ana akım kanallar daha yumuşak tonda bir dil kullandı. Kanal 12 Gazze'deki "Birlikte kazanacağız" sloganının yumuşatılmış bir versiyonu olarak bu savaşta "Daima birlikte" sloganına yer veriyor.
Kanaldaki programların katılımcıları antik Yahuda kabilesine atıfla Yahuda Aslanı sembolü bulunan rozetler takıyorlar. Bu aynı zamanda İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının adı olan "Kükreyen Aslan Operasyonu"na bir gönderme.

Kaynak, Kanal 14
İsraillilere ne anlatılıyor?
İsrail medyası, Netanyahu'nun İran'ın varoluşsal bir tehdit oluşturduğu yönündeki iddialarına sürekli yer veriyor.
İran, bölgesel güçleri yöneten ve finanse eden "yılanın başı" veya "ahtapotun başı" olarak nitelendiriliyor.
İran'ın "durdurulması gerektiği" yoksa İsrail'in yok olacağı mesajı, ülkenin bilincine yavaş yavaş yerleşti. "Nükleer tehdit" ve "bomba yarışı" gibi ifadeler İsrail'deki manşetlerde sıkça yer alıyor.
Haziran 2025'te İran'la yaşanan 12 günlük savaştan sonra İsrail ordusu "İran'ın nükleer silah yarışının ardındaki sır" başlıklı bir makale yayımladı.
Makalede, İran'ın nükleer silahlanma yarışının ayrıntıları anlatılmış ve İsrail'in "İran'ın nükleer silah projesini kapsamlı bir şekilde sekteye uğrattığı" belirtilmişti.
Ynet haber sitesinde yer alan bir haber, ordunun bu makalesine çok benziyordu.
Kasım ayına gelindiğinde, Ynet bir sonraki çatışmanın "an meselesi" olduğu ve İran'ın "İsrail'i füzelerle boğmaya hazırlandığı" uyarısını yaptı.
İran'ın sürekli bir tehdit olarak gösterilmesi, askeri gücün etkili ve gerekli bir araç olduğu algısını güçlendirdi.
Savaşın başlangıcından bu yana, İsrail medyası saldırıları sık sık haberleştirdi ve İsrail ordusunu ABD ile yakın koordinasyon içindeki "kazanan" taraf olarak gösterdi.
Bu hissiyat, ordunun "bizim güçlerimiz" olarak anıldığı ve yorumcuların hava saldırılarının görüntülerini "şaşırtıcı" ve "inanılmaz" gibi kelimelerle tanımlayarak övdüğü ana akım medyada da yankı buldu.
İsraillilere ne anlatılmıyor?
İranlı protestocularla ilk günlerde gösterilen dayanışmaya rağmen, saldırılar başladıktan sonra İsrail medyası İran'ın kayıplarına veya oluşan hasara değinmeyi bıraktı.
Netanyahu, Haziran 2025'teki 12 gün savaşında, İsrail'in İran'ın "varoluşsal tehditlerini" ortadan kaldıran "tarihi bir zafer" kazandığını açıklamıştı.
Fakat İsrail dokuz aydan kısa bir süre sonra yeni bir saldırı başlatmasına rağmen, bu açıklamaya pek değinilmedi.
Haberlerde, hükümetin "yakın tehdit" iddiası olduğu gibi kabul edildi ve yeni saldırıların stratejik gerekçesi büyük ölçüde ele alınmadı.
İran savaşına dair haberlerin önemli bir özelliği de İsrail'e isabet eden füzeler ve ülkedeki hasarın sıkı bir şekilde sansürlenmesi oldu.
Haziran savaşında, İsrailli bakanlar yabancı medyayı "düşmana yardım etmekle" suçlamıştı. Bu nedenle bazı İsrailliler İsrailli olmayan gazetecileri engellemişti.
Bu sefer daha az sayıda benzer olay ihbar edilmiş olsa da kısıtlamalar yerine göre değişiyor. İsrail-Filistin ortak yayını +972 Dergisi, Tel Aviv yakınlarında polisin onay vermiş olmasına karşın, sivil gönüllülerin gazetecilerin kimliklerini kontrol ettiği bir vakayı belgeledi.
Başka bir olayda ise medyaya, füzenin asıl hedefiyle ilgili değil, sadece yakındaki bir okula isabet eden füze parçalarıyla ilgili haber yapma izni verildi.
İsrail medyası, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının oluşturduğu hasarı haber yapmaktan gönüllü olarak kaçınırken, sıkı sansür İran füzelerinin ülkede yol açtığı hasarın gösterilmesini de engelliyor.
Birlik ve muhalefet
İsrail'de savaşa ezici bir kamuoyu desteği var. İsrail Demokrasi Enstitüsü, ilk günlerde halkın %93'ünün saldırıları desteklediğini, bu oranın iki hafta sonra da değişmediğini tespit etti.
Sol görüşlü Haaretz gazetesinin olağan eleştirileri bir yana, medyada savaşa muhalif yayın pek olmadı.
Saygın araştırmacı gazeteci Ilana Dayan, Kanal 12 haberlerinde, füze saldırısında hayatını kaybeden yaşlı bir çifti konu alan bir çıkış yaptı.
Ilana Dayan, hükümeti toplumun en savunmasız kesimlerini koruyamamakla suçladı.
"Saldırı planlarını onaylayan ama insanların korunmasına yönelik önlemleri kabul etmeyen hükümet yetkilileri hesap vermeli" dedi.
Sağcı medya ve Kanal 14 yetkilileri Dayan'ı hızla kınadı.
Kanal 14'ün bir sunucusu, Dayan'ın işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail askerleri tarafından öldürülen bir Filistinli aileden bahsetmesinden sonra gazeteciyi "iğrenç" diye tanımlayıp, "düşmanın safında yer almakla" suçladı.

Kaynak, Sosyal medya
Dezenformasyon
Savaş, çoğu İranlı hesaplar tarafından yayılan ve Tel Aviv'deki yıkımı gösterdiğini iddia eden sahte videoları da beraberinde getirdi. Bazıları yapay zeka tarafından üretilmişti, bazılarındaysa Gazze'den veya önceki savaşlardan alınan görüntüler kullanmıştı.
İsrail yayın organları da sahte içerikleri yaydı. İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in 28 Şubat'ta öldürülmesinin ardından, Kanal 14, İranlıların Netanyahu için "Bibi Can " diye bağırdığını gösterdiği iddia edilen bir video yayımladı.
Sunucular videoyu "şaşırtıcı" olarak nitelendirdi ve ısrarla gerçek olduğunu söylediler. Daha sonra yapay zeka tarafından üretildiği anlaşıldı.
Netanyahu yanlısı hesaplar, dünyanın dört bir yanındaki kalabalıkların aynı sloganı attığını gösterdiği iddia edilen benzer videoları dolaşıma soktu.
Bir yandan da İsrail'in resmi Farsça hesaplarından çeşitli videolar yayımlandı. Bu videolarda tarihteki Yahudi-Fars ilişkileri, aslan sembolleri, İslam Devrimi öncesindeki İran bayrakları, Amerikan bayrakları ve F-35 jetleri yer aldı.
İsrail'i ABD ile birlikte özellikle İranlı kadınlar için bir kurtarıcı olarak gösteren bu gönderiler binlerce kez paylaşıldı.
Kanal 14'ün yapay zeka tarafından üretilen videoyu yayımlamasından birkaç gün sonra, İsrail'in en çok izlenen haber kanalı Kanal 12, ABD'nin B-2 bombardıman uçaklarının İran'ı vurduğunu iddia eden görüntüleri paylaştı. Muhabir Nir Dvori "Amerikalılar yayımladı. Biz sadece bunun tadını çıkarıyoruz" dedi.
Videonun DCS World adlı bilgisayar oyunundan olduğu ortaya çıksa da Kanal 14 de görüntüleri yayımladı.
İsrail medyası halkı bayrağın etrafında birleştirme rolünü üstleniyor, resmi açıklamalar çok az sorgulanıyor. Hem İran hem de İsrail'deki hasarın boyutları kısıtlı bir şekilde gösteriliyor. Bu ortamdaki dezenformasyon da varoluşsal tehlike ve kesin bir zafer anlatısına destek veriyor.










