Kıbrıs'taki kliniklerde yanlış sperm ve yumurtalardan çocuğu olanlar anlatıyor: 'Danimarka'dan geldi sandık'

Kaynak, Aile
- Yazan, Anna Collinson
- Unvan, BBC muhabiri
- Yazan, Jo Adnitt
- Unvan, BBC muhabiri
- Okuma süresi 8 dk
"Bir şeylerin yolunda olmadığını fark ettiğimde, James'in doğumunun üzerinden çok geçmemişti" diyor Laura.
Laura ve partneri Beth'in, Kuzey Kıbrıs'taki bir klinikte tüp bebek tedavisiyle iki çocukları oldu.
Onlara James ve Kate adını verdiler.
İki kadın tüp bebek tedavisinde kendi yumurtalarını kullandı. İsimsiz bir bağışçıdan da spermi seçtiler.
Sperm siparişi veren kliniğe, her iki bebek için de aynı donörün kullanılmasının önemli olduğunu söylediler.
Böylece çocuklarının biyolojik olarak kardeş olmasını istiyorlardı.
Ancak James doğduğunda, bebeğin kahverengi gözlerinin, biyolojik annesi Beth'ten ve sperm bağışçısının gözlerinden çok farklı olduğunu fark ettiler.
Bu durum, ebeveynlerinin aklında bir şüphe kıvılcımı düşürdü. Klinik bir hata mı yapmıştı?
Neredeyse on yıl süren belirsizlik ve endişeden sonra Beth ve Laura, çocuklarına DNA testi yaptırmaları gerektiğine karar verdi.
Özel bir klinikte yapılan testin sonucu, çocuklarının ikisinin de onların seçtikleri sperm bağışçısından olmadığını gösterdi.
Dahası çocuklar birbirleriyle de akraba değildi.
Beth, "Bir şeylerin çok yanlış gittiğini bilmekten kaynaklanan büyük bir korku vardı, ve bunun çocuklar için ne anlama geleceğini bilmiyorduk" diyor.

Kaynak, Keith Bridle / BBC
BBC, tüp bebek tedavisi sırasında yanlış sperm veya yumurta bağışçılarının kullanıldığına inanan toplam yedi çocuğun ailesiyle görüştü.
Bu ailelerin çoğu, korkularını özel kliniklerde DNA testleri yaptırarak teyit etti.
Tüm vakalar, Avrupa Birliği yasalarının geçerli olmadığı, Kuzey Kıbrıs'taki kliniklerle ilişkili çıktı.
Uzmanlar buradaki kliniklerin, üreme tedavisi arayan İngilizler için en popüler yerler arasında olduğunu söylüyor. Bu klinikler sıkı kurallara tabi değil. Düşük fiyat ve yüksek başarı oranı vadediyorlar.
Dünyanın dört bir yanından çok sayıda isimsiz yumurta ve sperm bağışçısına sahip olmaları buradaki klinikleri, üreme sağlığı sorunları yaşayanlar, çocuk sahibi olmak isteyen LGBT topluluklar veya kendi ülkelerinde bu tür bir seçeneğe erişemeyebilecek bekar yetişkinler için cazip kılıyor.
Sosyal medyada ebeveynlerin olumlu deneyimlerini paylaştığı birçok video ve fotoğraf var.
Bu klinikler müşterilerine ayrıca cinsiyet seçimi gibi, sebebi tıbbi olmayan, ve İngiltere ve birçok ülkede yasadışı olan tercihler de sunuyor.
BBC, adanın kuzeyinde Türk yönetimine bağlı sağlık bakanlığı yetkililerine ulaşmasına karşın, sorularına yanıt alamadı.
'Danimarka'dan sperm sipariş ettiğimizi sandık'
Araştırmamız sırasında, ailelerle güven ilişkisi kurulması aylar sürdü.
Süreç sonunda BBC'ye konuşmayı kabul eden Beth ve Laura, 2011'de bir aile kurmaya karar verdiklerini anlatıyor.
Seçtikleri Doğuş Tüp Bebek Merkezi'nin o dönemki hasta koordinatörü Julie Hodson, kliniğin dünyanın en büyük sperm bankası olan Danimarka'daki Cryos International'dan dondurulmuş sperm alabildiğini söylemişti.
Çift, "kapsamlı sağlık taramalarından" ve psikolojik muayeneden geçmiş çok sayıda isimsiz bağışçının kliniğin sperm havuzunda yer almasından etkilendiklerini anlattı.
"Finn" diye adlandırılan bir bağışçının profili ilgilerini çekti. Kendisini nadiren içki içen ve hiç sigara kullanmamış, formda ve sağlıklı bir birey diye tanımlayan bir Danimarkalıydı.

Gördükleri el yazısıyla kaleme alınmış bir notta Finn, sperm bağışlamaktaki motivasyonunun "başkalarına hayat ve mutluluk getirmek" olduğunu söylüyordu.
Beth ve Laura, Finn profilinde bir bağışçının, doğacak çocuklarının kişiliğine faydalı olacağını umuyordu.
Beth "Çocuklarımızın bağışçılarının kim olduğunu bilmelerinin gerçekten önemli olduğunu düşündük, çünkü bu onların kimliğinin yarısı" diyor.
Bağışçı Finn ve Danimarkalı akrabaları, İngiliz çiftle benzer fiziksel özelliklere sahipti. Renkli gözleri ve kahverengi saçları vardı.
Laura, "Hasta koordinatörümüz Julie'ye, Finn'in spermini sipariş etmek için ne yapmamız gerektiğini sorduk" diye anlatıyor.
Kendilerine, "Doktor Firdevs sizin için sipariş verecek. Hepsi bu" yanıtının verildiğini anlatıyorlar.
Çift, Doğuş Tıp Merkezi'ndeki tüp bebek tedavilerinin Dr. Firdevs Uğuz Tip tarafından yapıldığını söylüyor. Doktor ve ekibini "iyi ve dostane" diye tanımlıyorlar.
Dokuz ay sonra Laura, ilk çocukları Kate'i dünyaya getirdi.

Çift ikinci kez çocuk istediğinde, yine aynı kliniğe başvurdu ve tekrar donör Finn'i kullanıp kullanamayacaklarını sordu.
Hasta koordinatörü Julie Hodson, e-posta yoluyla Firdevs'in spermi yeniden sipariş edeceğini teyit etti.
Beth bu kez James'i dünyaya getirdi.
Çiftin üreme sağlığı tedavisi, ilaçlar, oteller ve uçuşlar dahil olmak üzere toplamda 16 bin sterlin civarına mal oldu. Bağışçı Finn'in spermi için iki bin sterlin ödediler.
Beth ve Laura çifti, küçük yaşlardan itibaren çocuklarına donör olduğunu sandıkları kişi konusunda açık davrandıklarını anlattı.
Laura, bu nedenle çocuklarının kendilerini "yarı Danimarkalı" olarak tanımladığını da söyledi.
Ancak ikinci çocukları James'in koyu gözleri, koyu saçları ve teni, sperm bağışçısının Finn olmadığı konusunda şüphelenmesine yol açtı.
Çift, yıllarca düşünüp, değerlendirdikten sonra her iki çocuğa da özel klinikte DNA testi yaptırmaları gerektiğine karar verdi.
Sonuçlar, hiçbir çocuğun Finn'in sperminden doğmadığını gösterdi. Ayrıca çocukların farklı sperm donörlerinden geldiği ve birbirleriyle biyolojik akraba olmadıkları da ortaya çıktı.
Çift, test sonuçlarının ardından "çok öfkeliydi" ve birçok soru yanıtsızdı. Sperm bağışçıları kimdi ve sağlık taramasından geçmişler miydi?
Beth "Finn'in güzel bir profilinin elimizde olduğunu, aile geçmişini, sağlık geçmişini bildiğimizi düşünüyorduk ama hiçbir şey bilmediğimizi anladık" diyor.
Beth ve Laura, Dr. Firdevs Uğuz Tip ve Hodson ile iletişime geçmeye çalıştı ama ikisinden de yanıt alamadı.
BBC'nin ulaştığı Dr. Tip ise o dönem Doğuş kliniğinde sperm siparişinden sorumlu olmadığını savundu.
Bağışçı Finn ile ilgili herhangi bir talebin de kendisine iletilmediğini iddia etti.

BBC, Beth ve Laura'nın yaşadıklarını aylarca araştırdı.
Araştırmamız sırasında, Dr. Tip tarafından tüp bebek tedavisi gören ve yanlış donörlerin kullanıldığından şüphelenen iki İngiliz aile daha bulduk.
Bu aileler de şüphelerini doğru çıkaran DNA testleri yaptırmışlardı.
Beth ve Laura, seçtikleri kişi olan Finn'in sperminin, gerçekten sipariş edilip edilmediğini de sorguluyor.
BBC'nin ulaştığı Dr. Firdevs Uğuz Tip, Beth ve Laura'nın yaptırdığı özel DNA testi ile ilgili şüpheleri olduğunu da savundu.
Dr. Tip ayrıca BBC'ye, Beth ve Laura'nın kliniğe başvurduğu 2011 ve 2014 arasında "tüp bebek tedavisi yapmadığını" da iddia etti. Fakat kliniğin kendi internet sitesinde o dönemde yaptığı tedavilere dair ayrıntılı açıklamaları yer alıyordu.
Dr. Tip'in Beth ve Laura'nın tedavisinden sorumlu olduğunu söylediği Doğuş Tıp Merkezi sorularımıza yanıt vermedi.
2015'e gelindiğinde Dr. Tip ve Hodson klinikten ayrılmıştı ve bölgedeki başka bir klinikte birlikte çalışıyorlardı.
Bugün artık adanın kuzeyindeki Türk yönetimindeki kliniklerde çalışmayan Hodson, çiftin sperm seçimi siparişini doktora iletip iletmediğine yönelik sorularımıza yanıt vermedi.
Beth ve Laura çifti ile çocukları, İngiliz hukuk sisteminin tanıdığı kliniklerde DNA testlerini bir kez daha yaptırdılar.
Bu testler, James ve Kate kardeşlerin biyolojik akraba olmadığını ve aynı sperm donöründen dünyaya gelmediklerini teyit etti.
Ailenin tüm testlerini inceleyen önde gelen bir adli genetik uzmanı, bize her iki çocuğun da donör Finn ile biyolojik akrabalık ihtimalinin düşük olduğunu söyledi.

Beth ve Laura'nın dışında, bir diğer ailenin daha sperm siparişinin verildiğine inandığı Danimarka'daki sperm bankası Cryos International ile görüştük.
Şirketin CEO'su Ole Schou, "Birçok güvenlik sürecimiz var ama bu size asla yüzde 100 garanti vermez. İnsan hatası olabilir" diyor.
Fakat Cryos'un 45 yıllık geçmişinde hiç böyle bir hatanın olmadığını da ekliyor.
Avrupa genelinden çok sayıda üreme sağlığı uzmanı BBC'ye, tüp bebek tedavisi sırasında yanlış donörün yanlışlıkla bir kez kullanılmasının nadiren görüldüğünü söyledi.
Ancak, uzmanlar aynı tedavi ekibinde bu büyüklükte bir hatanın birden fazla kez meydana gelmesinin "ihmal", hatta "aldatma" anlamına gelebileceği sonucuna varıyor.
İngiliz Doğurganlık Derneği'nden Dr. Ippokratis Sarris, bulguları inceledikten sonra "Kesinlikle korkunç bir durum" dedi.
"İngiltere'de böyle bir olay hiç duymadım. Herhangi bir tüp bebek ünitesinin en büyük korkusu, yumurta, sperm veya embriyonun karıştırılmasıdır" diye konuştu.
Kıbrıs'ın kuzeyindeki Türk yönetiminin kendi üreme tedavisi yasaları var ama İngiltere'nin aksine, klinikleri denetleyecek, standartları koruyacak ve gerekirse lisansları iptal edecek bağımsız bir kurum bulunmuyor.
Bölgede yaşayan avukat ve aktivist Mine Atlı, "Yasaya uyan klinikler, sahiplerinin vicdanlı olması nedeniyle bu yasalara uyuyor. Devlet tarafından zorlandıklarından değil" diyor.
Sıkı kurallar getirilmesi ek masraflar ortaya çıkartıyor ve bu da bu da İngiltere gibi ülkelerde tedaviyi daha pahalı hale getirebiliyor.
Sarris, Kıbrıs'ın kuzeyindeki Türk yönetiminin üreme tedavisi için bu kadar popüler bir yer haline gelmesinin nedenlerinden birinin bu olduğunu düşünüyor.
Ayrıca, donörlerinin sandıkları kişiler olmadığını öğrenen ailelerin ve çocukların psikolojik sağlığıyla ilgili endişeler de var.
İngiltere'deki yardım kuruluşu Donör Gebelik Ağı'ndan Nina Barnsley, böyle bir durumun bu kişilerde "önemli bir etkiye" yol açabileceğini söyledi.
'Çocuğuma yalan söylemek istemiyorum'
BBC, Beth ve Laura'dan sonra Dr. Tip'in tüp bebek tedavisi uyguladığı ve kendilerine de yanlış donör verildiğine inanan iki İngiliz aileyle daha görüştü.
Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen bu aileler, Dr. Tip'in 2019'da kurduğu Miracle IVF Merkezi'nde tedavi gördüler.
Her iki aile de çocuk sahibi olmak için yumurta donörüne ihtiyaç duyuyordu ve aldıkları yumurtaların seçtikleri yumurtalar olmadığını düşünüyorlardı. Yaptıkları DNA testleri, korkularını doğrular gibi görünüyor.
"Kathryn" takma adını kullandığımız bir kadın, "İnsanların bana benzeyen bebeğe ihtiyacım olduğunu düşünmelerini istemiyorum, mesele bu değil" diyor.
Çocuklarını kast ederek, "Onlara nereden geldikleri konusunda yalan söylemek istemiyorum" diyor.
Dr. Tip'e bu iki ailenin de yanıltıldığını düşündüklerini söylediğimizde, yumurta donörlerinin seçiminin "tamamen" Miracle IVF Merkezi tarafından yapıldığını savundu.
Ayrıca, kliniğinin hastalara "belirli bir kişiyi" tanımlayan yumurta donör profilleri sunmadığını ve donörün etnik kökeni konusunda asla garanti vermediğini söyledi.
Dr. Tip'e göre bu bilgiler tüm hastaların tedavi öncesinde imzaladığı onay formlarında belirtiliyor ve onlara "açıkça" anlatılıyor.

Fakat görüştüğümüz iki aile, belirli bir donör seçtiklerini düşündüklerini ve nihai seçimin klinik tarafından yapılacağının kendilerine hiçbir zaman açıkça söylenmediğini anlatıyor.
BBC, Miracle IVF Merkezi tarafından Kathryn'e ile başka bir aileye daha sunulan ve her birinde farklı kadınların yer aldığı yumurta donörü profillerini inceledi.
Çocuğunu koşulsuz sevdiğini belirten Kathryn, seçtiği donörün kullanılmayabileceği konusunda kendisine tam anlamıyla bilgi verilmiş olsa, tüp bebek tedavisine devam etmeyebileceğini söylüyor.
Dr. Tip ise Miracle IVF'de gerçekleştirdiği tüm tedavilerin mevzuata uygun olduğunu belirtti. Hasta mahremiyeti nedeniyle tüm sorularımızı yanıtlayamadığını da söyledi.
'Hâlâ bir aileyiz'

Beth ve Laura çiftinin, çocuklarına Finn'in donör olmayabileceğini söylemesinin üzerinden iki yıl geçti.
Aile, küçük oğulları James'in gerçeği hâlâ kabullenmeye çalıştığını söylüyor.
"Birine bir şey olduğunu söyleyip sonra olmadığını söyleyemezsiniz. Bu kötü bir şey.
"Kimlik en önemli şey. Bu birey olarak kim olduğunuzdur."
Çocuklar artık biyolojik olarak akraba olmadıklarını biliyorlar ama bu birbirlerine duydukları sevgiyi değiştirmedi.
Kızları Kate, "Hepimiz birlikte büyüdük ve annelerimiz bizi yetiştirdi" diyor ve devam ediyor:
"Kan bağıyla olmasa bile hâlâ bir aileyiz."











