İran savaşı Çin ekonomisini nasıl etkiledi?

Kaynak, Costfoto / NurPhoto via Getty Images
- Yazan, Laura Bicker
- Unvan, BBC Çin Muhabiri
- Bildirdiği yer, Foshan ve Guangzhou
- Okuma süresi 6 dk
Çin'in en büyük üretim merkezlerinden birinin arka sokaklarında, geçici fabrika işlerini ilan eden dükkanların önünde, bir ağacın altında sigara içen işçilerin oluşturduğu kasvetli bir kalabalık var.
"Kimse hayatımızın nasıl olduğunu anlamıyor" diyor isminin verilmesini istemeyen bir adam.
Bir diğeri de, "Çalışıyoruz, çalışıyoruz ama bir hayatımız yok. Lütfen bize yardım edin" diye ekliyor. Yabancı bir gazeteciye yapılmış nadir ve riskli bir çağrı.
Ucuz, seri üretimden otomasyona dayalı ileri teknolojiye geçişle birlikte Çin imalatındaki büyük dönüşümlere ayak uydurmaya çalışırken, onlar eve para gönderecek kadar kazanmakta zorlandıkları için umutsuz görünüyorlar.
Ve tüm bunlar, ABD ve İsrail'in İran'la savaşı küresel ekonomiyi sarsmadan önceydi.
Çin ekonomisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük tarifeleri geçen yıl devreye girdiğinde zaten yavaşlayan büyüme ve işsizlikle mücadele ediyordu.
Yine de Çin dirençli olduğunu kanıtladı, ihracatı artırdı ve Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 5 büyüdüğünü açıkladı. Ancak ülkede memnuniyetsizlik sürdü.
Şimdi ise Orta Doğu'daki çatışma Çin ekonomisine yeni bir darbe vuruyor: Savaş; fabrika siparişleri, maliyetler ve istihdam üzerinde baskı oluşturuyor.
Guangdong'un güneydeki sanayi bölgesi Foshan'da işçilerin önündeki en iyi fırsat, parlak kırmızı harflerle yazılmış ilanlarda duruyor: Birkaç haftalığına plastik enjeksiyon kalıplamak ya da bir cep telefonunun parçalarını birleştirmek. Saatlik ücret 18-20 yuan (119-132 TL) aralığında. Yani sadece birkaç dolar ya da sterlin.
"Başka bir yerde iş bulmayı deneyeceğim" diyor kırsal bir bölgeden gelen başka bir işçi.
İşçilerin çoğunun yaşı 40 yaşın üzerinde. Yeni bir belirsizlik dalgasından dolayı hayal kırıklığı içindeler.
Bu, Pekin'in İran savaşının sona ermesi çağrısı yapmasının nedenlerinden biri.
Savaş Çin ekonomisine büyük zarar veriyor
Çin'in kıskanılacak petrol rezervleri ve yenilenebilir enerji ile elektrikli araçlarda aldığı büyük mesafe, ülkeyi yakıt krizinin en kötü etkilerinden korudu.
Ancak Çin istikrarlı bir güç gösterisi sergilese de, savaş kritik bir deniz ticaret yolu olan Hürmüz Boğazı'nı tıkıyor ve bu durum ihracata büyük ölçüde bağımlı, zaten yavaşlayan Çin ekonomisine daha fazla zarar veriyor.
"Maliyetler yaklaşık yüzde 20 arttı" diyor isminin açıklanmasını istemeyen bir tüccar.
Bir kamyonun arkasından indirilen kumaş rulolarını, Zara'dan Shein'e, Temu'ya kadar dünyanın dört yanındaki perakendeciler için kesilip dikilmek üzere yerel fabrikalara taşıyacak el arabalarına yüklemeleri için işçileri organize ederken konuşuyor.
Burası Foshan'a bir saat uzaklıktaki Guangzhou'daki dünyanın en büyük kumaş pazarı ve sokaklar, canlı renklerde kumaş ruloları taşıyan motosikletlerle dolup taşıyor.
Küçük kamyonetler ve kamyonlar, yük almak ve bırakmak için korna çalarak ilerliyor.
Naylon, polyester ve ipek yığınları arasında dükkanları ayırt etmek zor ancak her dükkan sahibi ve satıcı benzer bir hikaye anlatıyor.
Bu ticaret, petrokimyasallar şeklinde ucuz ve istikrarlı bir petrol tedarikine ihtiyaç duyuyor, bu olmadan kumaş üretemiyorlar.
Ve yükselen petrol fiyatları onları şimdi sert vuruyor.
Bir tüccar, arka odadaki küçük bir ofiste çay içerken "Bu daha az sipariş demek" diyor.
Bazı müşterilerin daha fazla ödeme yapmayı reddettiğini, kumaş rulolarının depoda birikmeye başladığını ekliyor.
Tüccarlar, artan maliyeti müşteriye yansıtmazlarsa, kendileri üstlenmek zorunda kalıyorlar.
Zaten çok düşük kâr marjlarıyla çalışanlar için bu oldukça zor.
Bir yıl önce ABD ile Çin'in ticaret savaşına kilitlenmişken, Guangzhou sokaklarında meydan okuma havası vardı.
Bu kez ise burada sokaklara kabulleniş hissi hakim.

Ancak tüm belirsizliğe rağmen hala fırsatlar var.
Kısa bir mesafede, üreticiler devasa Kanton Fuarı'nda salonlarda dünyanın dört yanından gelen müşterileri ağırlıyor.
Humanoid robotlar el sallayıp şarkı söylüyor, yabancı ziyaretçiler onlarla selfie çekiyor.
Bu, Pekin'deki liderlerin dünyanın görmesini istediği Çin.
Orta Doğu'da savaşın içinde olan rakibi ABD'nin aksine, geleceğe bakan ve yeni teknolojiler geliştiren bir ülke.
Yabancı dilleri çevirdiğini iddia eden yapay zeka gözlüklerini denemek için uzun kuyruklar var. Dağ tırmanışına yardımcı olduğu söylenen robotik bacakları deneyenler için de durum aynı.
Ayrıca burada günlük hayatta kullanılan pek çok cihaz da mevcut: Lekeleri saniyeler içinde temizleyen elektrikli süpürgelerden, parlak espresso kahve makinelerine, saç maşalarına kadar çok geniş bir ürün yelpazesi var.
Tüccarların söylediğine göre ortak tek şey, fiyatlarının artması.
Bunun bir nedeni, tüm bu ürünlerin, üretim sürecinde petrol kullanılan plastikten yapılmaları.
Yine de müşteriler gelmeye devam ediyor çünkü işletmeler pazara hizmet etmeyi sürdürüyor.
Ve yakıt kıtlığının ardından savaş, Çin'in bir kilit sektördeki avantajını daha da görünür kıldı: Elektrikli araçlar.

Çin Yolcu Aracı Birliği'nin verilerine göre, Çinli üreticiler yalnızca Mart ayında 350 bin elektrikli araç ihraç etti. Bu, Şubat ayına göre yüzde 30, geçen yılın Mart ayına göre ise yüzde 140 artış anlamına geliyor.
Elektrikli araçlar aynı zamanda Çin'in Orta Doğu'ya yönelik en büyük ihracat kalemlerinden biri ancak araç satıcısı Joyce Liu halen müşterilere sevkiyat yapmanın zorlaştığını söylüyor:
"Geçen yıl araçlarımızın yüzde 90'ı Orta Doğu'ya gidiyordu ama bu yıl savaş nedeniyle onlarla neredeyse iş yapmayı bıraktık. Bazı araçlar hala Çin limanlarında bekliyor."
Joyce Liu, fuar alanında Afrika veya Güney Amerika'dan yeni alıcılar bulmaya çalışıyor ancak birçok elekrikli araç standında Hindistan, Bangladeş ve Türkiye'den gelenler de var.
Bazı ülkelerde, benzin ve dizel fiyatları hızla arttığı için Çin yapımı elektrikli araçlar için bekleme listeleri uzuyor.
Ancak burada parlak spotlar altında sergilenen araçları inceleyen ve İngilizce ile Arapça yazılmış bir reklamın önünde duran Umman'dan bir heyet de var.
Bir anlaşma yapmaya karar vermişler ve satıcıyla pazarlık ediyorlar.
Zahir Mohammed Zahir el-Kaabi, "Buraya Çinli şirketlerle iş birliği yapmak için geldik. Şu an zor ama inşallah savaş biter ve işler iyi olur" diyor.

Pekin de tam olarak bunu istiyor.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'tan Yu Jie'ye göre, savaş Pekin'in süregelen kendine yeterlilik hedefini güçlendirecek olsa da, bu senaryoda Çin aslında kazanan değil:
"İronik bir şekilde, gerileyen bir ABD, Çin'in görmek istediği bir şeydi. Ama Çin'in istediği Amerika bu mu? Pekin'in yönetmesinin daha kolay olabileceği, daha öngörülebilir bir ABD'yi tercih ederdi."
Yu Jie, "Yine de önlerinde bir denge oyunu var çünkü Pekin aynı zamanda 'Trump'ı kızdırmak da istemiyor" diye ekliyor ve Mayıs ayında planlanan Donald Trump-Şi Cinping zirvesinin Çin'in savaşa tepkisini yumuşatacağını düşünüyor.
"Pekin o toplantıyı güvence altına almak için elinden gelen her şeyi yapmak istiyor" diyor Yu Jie.
Çin ateşkes çağrısı yaparken, müttefiki İran'ı müzakere masasına itiyor. Ve Trump da bunu istiyor gibi görünüyor.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ayrıca Birleşik Arap Emirliklri ve Suudi Arabistan veliaht prensleriyle toplantılar ve telefon görüşmeleri yapıyor.
Holanda'da Groningen Üniversitesi'nden Tarih ve Uluslararası İlişkiler profesörü William Figueroa'ya göre bu, Çin'in diplomatik gücünün göstergesi.
William Figueroa, "Hem ABD'ye hem de bölgedeki ortaklarına, buradaki taahhütleri konusunda ciddi olduğunu göstermek istiyor ve bunun elbette küresel bir izleyicisi var" diyor.
Bu herkese, Çin'in artık sadece küresel ekonominin merkezinde olmadığını, giderek küresel gücün de merkezine yerleştiğini hatırlatıyor.
Foshan'daki işçiler için ise tüm bunlar pek bir anlam ifade etmiyor. Onlar ücretlerin artmamasından dolayı hayal kırıklığı içinde.
İşçilerde biri Kanton Fuarı'ndan aldığı kartı gösteriyor. "Tuvaletleri temizledim" diyor, sigarasından bir nefes daha alırken gülerek.
14 saatlik mesai için 150 yuan (yaklaşık 990 TL) almış.











