Paris'te bir ilk: Muhafazakar moda haftasında sokak giyimi görücüye çıktı

Başörtü üzerine ters şapka takmış bir manken

Kaynak, Kristy Sparow/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Fransız tasarımcı Fatou Doucouré'nın tasarımı olan bir kıyafet
    • Yazan, Yasmin Khatun Dewan
  • Okuma süresi 4 dk

Modanın kalbi Paris, ilk kez düzenlenen Mütevazı Moda Haftası'na ev sahipliği yaptı.

Koleksiyonlarında bol, uzun kesimli giysiler ve başörtü kullanan yaklaşık 30 tasarımcı ağırlandı.

Muhafazakar giyim Fransa genelinde de tartışmalı bir konu.

Başörtü ve diğer dini kıyafetler sık sık manşetlere çıkıyor ve kamuya açık bazı ortamlarda kısıtlanabiliyor.

Bu nedenle muhafazakar moda haftasının Fransa'da düzenlenmesinin özel bir önemi vardı.

Nijerya merkezli bir marka olan Flaunt Archive'ın yaratıcı direktörü Rukaiya Kamba, koleksiyonunu Paris'te sunma kararının "çok bilinçli" olduğunu söyledi.

BBC'ye konuşan bazı genç tasarımcılar, modellerini podyumda görmenin, kapsayıcı bir Fransız kültürü hissi verdiğini söyledi.

Fransız bir tasarımcı ve yanında üç model uzun elbiseler giymişler

Kaynak, ThinkFashion

Fotoğraf altı yazısı, Fransız tasarımcı Fatou Doucouré (ortada), tasarımlarını Paris'te sergilemenin, başörtüsü takan kadınların "toplumda her türlü rolü üstlenebileceği" hissini uyandırdığını söyledi.

Fransa'da yaklaşık 5 ila 7,5 milyon arasında Müslüman yaşıyor.

Mütevazı Moda Haftası organizasyonunun arkasında ise Türkiye kökenli Özlem Şahin vardı.

Şahin, Paris'i "Avrupa'nın önde gelen mütevazı moda başkentlerinden biri" olarak tanımladı.

Champs-Élsyées'nin hemen dışında yer alan bir konak olan Hôtel Le Marois'daki defilede odak noktası çiçekler ve doğadan ilham alan renklerdi.

Türkiye merkezli Miha markasının kurucusu ve tasarımcısı Hicran Önal, koleksiyonunda romantizmin anahtar olduğunu söyledi.

Önal'ın elbiselerinde, turkuaz ve mavi tonları doğal çiçek pembeleriyle birleştirildi.

Büyük pembe bir elbise giyen bir manken podyumda yürüyor.

Kaynak, Rooful Ali

Fotoğraf altı yazısı, Çiçek desenli, uzun ve uçuşan elbiseler podyumu aydınlattı.

Endonezyalı tasarımcı Nada Puspita da benzer bir yolu izlemişti ancak daha sade çizgilerle.

Avustralyalı Asiyam markasının tasarımcısı Aisa Hassan da doğadan ilham aldığını, ancak referanslarının kesinlikle daha sıcak tonlar olduğunu anlattı.

Daha koyu yeşiller ve neredeyse sonbahar kırmızıları kullanmıştı. Fötr şapka da Avustralya kökenine bir göndermeydi.

Hicran Önal tarafından tasarlanan uzun, mavi, uçuşan bir elbise, kızıl saçlı bir manken tarafından sergilendi.

Kaynak, Rooful Ali

Fotoğraf altı yazısı, Hicran Önal'ın "romantik" elbiseleri mavi ve pembe tonlarını bir araya getiriyor.
Uzun kahverengi bir elbise ve fötr şapka giyen bir model.

Kaynak, Rooful Ali

Fotoğraf altı yazısı, Avustralyalı tasarımcı Aisa Hassan'ın kıyafetinde daha sıcak tonlar göze çarptı.

Hassan'ın kıyafetlerindeki yumuşaklık, sektörde halen çok yaygın olan sportif estetikle tezat oluşturuyordu.

Fransız markaları Soutoura ve Nour Turbans'ın koleksiyonları siyah, mücevher tonlu ve bol kesimli giysileri, Z kuşağı sokak giyiminden etkilenerek oluşturuldu.

Nike ve Adidas gibi spor giyim devleri de bu muhafazakar tüketiciler için benzer kıyafetler üretiyor.

Asiyam gibi Nour Turbans da saçları kapatan ürünlerle öne çıktı. Podyumdaki model, başörtüsünün üzerine bir bere taktı.

Uzun sarı bir elbise, mavi bir başörtüsü ve bere takan bir manken.

Kaynak, Rooful Ali

Fotoğraf altı yazısı, Nour Turban, bereyi başörtüsüyle birleştirmişti.
Uzun spor bir tişört, etek, başörtüsü, sarı tonlu güneş gözlüğü ve şapka giyen bir model.

Kaynak, Rooful Ali

Fotoğraf altı yazısı, Soutoura'nın bol kesimli sokak giyim tarzı, cesur bir görünüm yarattı.

Muhafazakar moda sektörü son on yılda hızla büyüdü.

Araştırma şirketi DinarStandard'a göre bu tür modaya yönelen tüketicilerin harcamalarının gelecek yıl 400 milyar doları aşması bekleniyor.

Sektör başlangıçta özellikle Müslüman kadınlara hitap ederken, bugün artık giderek artan şekilde diğer dini topluluklara ve hatta sekülerlere de hitap ediyor.

Soutoura'nın kurucusu ve yaratıcı direktörü Fatou Doucouré, Paris'te bu etkinliğin düzenlenmesinin kendisini gururlandırdığını söyledi.

Başörtüsü takma konusunda Fransa'da zorluklar yaşadığını ancak bugün artık engellenmediğini hissettiğini söyledi.

Fransa'da devlet okullarında başörtüsü ve diğer dini semboller 20 yıldan fazla bir süre önce yasaklandı.

Daha yakın zamanda bol, uzun elbiseler de okullarda yasaklandı.

Bu, devletin ve kamuya açık alanlarda dini sembollere yer verilmemesini öngören Fransız laiklik anlayışından kaynaklanıyor.

Fatou Doucouré, koleksiyonunu Paris'te sergilemenin kendisine, saçlarını örten veya mütevazı giyinen Müslüman kadınların "toplumda herhangi bir rolü üstlenebileceği" hissini verdiğini söyledi.

Podyumda, yüz, eller ve ayaklar hariç her yeri örten, rengarenk burkiniler giyen mankenler tasarımcıyı alkışlıyor.

Kaynak, ThinkFashion

Fotoğraf altı yazısı, Bu mankenlerin podyumda giydiği burkiniler, Fransa'daki çoğu halka açık yüzme havuzunda giyilemiyor.

Türk mayo markası Mayovera da, "burka" ve "bikini" terimlerinin birleşiminden oluşan burkinileri Paris'te görücüye çıkardı.

Burkini, Fransa'daki çoğu halka açık yüzme havuzunda yasaklanmış olsa da plajlarda serbest.

Mali kökenli genç bir Fransız katılımcı, daha önce başörtüsü taktığı için ayrımcılığa maruz kalmış biri olarak etkinliğin kendisini mutlu ettiğini söyledi.

Paris'in kalbinde uluslararası tasarımcılarla dolu etkinlik sonrası artık "Fransa'yı asla terk etmeyi düşünmediğini" söyleyedi.

Bir diğeri izleyiciyse Fransa'da bir şeylerin değiştiğini düşündüğünü anlattı.

Başörtüsünün artık siyasi tartışmaların merkezinde yer almadığını hissettiğini söyledi.

Sokaklarda da insanların başörtüsünün ötesini görmeye başladığını hissettiğini belirtti.