Savaşta çocuklar: 'Bombalardan değil, sınavlardan korkmak istiyorum'

Beyrut'ta bir çadırda bej renk kazak giymiş bir kız çocuğu küçük kardeşini kucağına oturtmuş halde kameraya bakıyor

Kaynak, Getty Images

    • Yazan, Marwa Gamal
    • Unvan, BBC News Arapça
  • Okuma süresi 6 dk

ABD-İsrail'in İran'la savaşının ilk gününde Michael okul üniformasını giydi, çantasını omzuna astı ve evden çıkmaya hazırlandı. Ama sonra geri dönerek annesinden, ona el salladığı bir fotoğrafını çekmesini istedi.

BBC Dünya Servisi'nin Ortadoğu Günlükleri programına konuşan annesi, "Geri dönüp benden hatıra fotoğrafı çekmemi istediğinde şaşırdım" diyor.

"Fotoğrafta bana el sallıyordu ama bunun onu son görüşüm olacağını hiç düşünmemiştim. Gerçekten bir vedaydı. Hem de sonsuza kadar."

Michael aynı gün, Minab kentindeki Şacereh Tayyibe İlkokulu'na düzenlenen füze saldırısında hayatını kaybetti.

Bu küçük çocuk Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) verilerine göre savaşın ilk ayında hayatını kaybeden 340'tan fazla çocuktan biri. Binlerce çocuk da yaralandı.

"Şehit olmadan önceki son gece ona yemeğini getirdim ve iştahla yedi" diyen annesi aralarındaki diyaloğu şöyle anlatıyor:

"Bana 'Anne, senin yemeğin cennet gibi' dedi. Çok şaşırdım ve içimde bir sıkışma hissettim. 'Bunu neden söylüyorsun, daha önce hiç dememiştin' diye sordum.

"Hep adının 'Allah'ın meleği' anlamına geldiğini söylerdi. Bu yüzden kim bir dilek tutarsa bana söylesin, ben de Allah'tan kabul etmesini isterim derdi. Sanki Allah gerçekten bu çocuğu sevmiş ve onu yanına almış gibiydi."

Michael'ın son fotoğrafı. Merdivenden aşağı inerken annesine el sallıyor
Fotoğraf altı yazısı, Michael, okula gitmeden önce annesinden ona el sallarken fotoğrafını çekmesini istedi

UNICEF'in raporunda şu ifadeler yer alıyor:

"Çatışmanın taraflarının birçok ülkede düzenlediği aralıksız saldırılar, hastane, okul, su ve kanalizasyon sistemleri dahil olmak üzere çocukların ihtiyaç duyduğu tesis ve altyapıyı yok ediyor veya ağır hasar veriyor.

"Aynı dönemde Filistin Ulusal Yönetimi'nde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere devam eden şiddet olaylarında 16 Filistinli çocuk hayatını kaybetti, 50'den fazlası yaralandı.

"Bölgede 1,2 milyondan fazla çocuk, bombardımanlar ve tahliye emirleri nedeniyle yerinden edildi; birçok yerleşim tamamen boşaldı."

Bu çocuklardan biri de Lübnanlı 12 yaşındaki Kasım.

Ortadoğu Günlükleri programına konuşan Kasım yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

"Çok zor bir yolculuktu. Evimiz bombalandıktan sonra ailem barınacak yer bulmak için büyük çaba harcıyor ama çilemiz bununla bitmedi.

"Annem hâlâ savaş uçakları tepemizden geçtiğinde çığlık atıyor. Bombalama başladığında beni pencereden uzaklaştırmak için koşuyor, ben de koşuyorum. Koşarken bunun bir rüya olmasını diliyorum. Eskiden hızlıca büyüyüp adam olmayı isterdim ama istediğim şey bu değil.

Bombalanmış bir ev. Duvarları is içinde. Önünde hurdaya dönmüş bir araba var.
Fotoğraf altı yazısı, Kasım ve ailesinin Lübnan'da yaşadığı ev İsrail saldırısında bombalandı

"Gece bombardıman sesleri yükseldiğinde annemin yanına gidip onunla uyuyorum çünkü tek başıma korkuyorum. Bana sarılıp korkmamamı söylüyor ama elinin titrediğini hissediyorum, onun da korktuğunu anlıyorum."

Bombardımanı "korkunç sesli bir canavar" olarak tanımlayan Kasım, "Üstümüzden geçen uçakların nasıl bir saldırı yapacaklarını tahmin edebilmek için türlerini ayırt etmeyi öğrendim" diyor.

"Bunu evimizi bir İsrail hava saldırısında kaybettiğimizden beri, kalbim güm güm çarparken öğrendim."

Savaş sırasında okul hayatı sorulduğunda ise şöyle diyor:

"Okulum mu? Bazen kapalı oluyor, bazen gidiyorum ama geri dönememekten ya da döndüğümde ailemi bulamamaktan korkuyorum. Derslere odaklanamıyorum.

"Evet, futbol oynamayı çok seviyorum ama dışarı çıkmaya korkar oldum. Döndüğümde ailemi bulamayabilirim diye düşünüyorum. Dışarıda oynarken bombalanabiliriz diye evden çıkmıyorum.

"Biz de dünyadaki diğer çocuklar gibi barış içinde olmak, çocukluğumuzu yaşamak istiyoruz. Siyasetten pek anlamam ama korkunun ne demek olduğunu, ağlama seslerini ve ambulans sirenlerini çok iyi biliyorum.

"Savaş istemiyorum. Böyle cesur olmak istemiyorum. Tatillerim, yeni kıyafetlerim ve okulumla mutlu bir çocukluk yaşamak istiyorum. Bombalardan değil, sınavlardan korkmak istiyorum.

"Hangi uçağın ne tür saldırı yapacağını anlamak için uçakları ayırt etmeyi değil, meyveleri ayırt etmek istiyorum. Güneş altında kâğıt uçakların peşinden koşmak istiyorum, gerçeklerinden saklanmak değil."

Kasım elinde ağız yapısını gösteren maket oyuncakla kameraya poz veriyor ve gülümsüyor.
Fotoğraf altı yazısı, Kasım okula dönmeyi dört gözle bekliyor

UNICEF'in raporu, ABD-İsrail'in İran'la savaşının Ortadoğu'daki çatışma bölgelerinde çocukların durumunu daha da kötüleştirdiğini ortaya koyuyor.

Özellikle Gazze Şeridi'nde, Ekim 2025'te ilan edilen ateşkese rağmen binlerce çocuk hâlâ kemirgenlerin istila ettiği çadırlarda, temiz su ve temel hizmetlerden yoksun yaşıyor.

Adem Yusuf'un annesi Yasmin yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

"Bebeğim henüz bir aylık bile değildi. Fırtınalı ve yağmurlu bir geceydi. Rüzgâr o kadar şiddetliydi ki gelincikleri duyamadık.

"Çadıra girdiler. Bebeğimin çığlıklarıyla panikle uyandım. Işık olmadığı için el feneri aradım ve bebeğime tuttuğumda onu kanlar içinde gördüm. Yüzü kanla kaplıydı. Çığlık atmaya başladım. Eşim uyanıp gelinciklerin kaçtığını görünce onların ısırıldığını anladık.

Adem yatağında yatıyor. Suratında gelinciklerin ısırık izleri var
Fotoğraf altı yazısı, Yasmin, Adem'in ömür boyu suratındaki izleri taşıyacağından endişe ediyor

"Hemen El-Rantisi Hastanesi'ne gittik. Doktorlar ne yapacaklarını bilemedi, çünkü tıbbi imkân yoktu. Sonunda onu yenidoğan ünitesine aldılar ve yakından takip ettiler. Bir mucize eseri hayatta kaldı. Allah'ım onu bize bağışladı

"Bebeğimin böyle bir tehlike yaşayacağını hiç düşünmezdim. Ama biz yırtık, eskimiş bir çadırda yaşamak zorundayız. Artık onarılamayacak halde. Etrafı tamamen pislikle dolu, kemirgenler için uygun bir ortamda, yıkıntıların arasında insanlık dışı koşullarda yaşıyoruz."

UNICEF'e göre savaşın ilk ayında çocuk kayıpları şöyle:

  • İran'da 216 çocuk hayatını kaybetti, 1.767 çocuk yaralandı
  • Lübnan'da 124 çocuk hayatını kaybetti, 413 çocuk yaralandı
  • İsrail'de dört çocuk hayatını kaybetti, 862 çocuk yaralandı
  • Kuveyt'te bir çocuk hayatını kaybetti
  • Bahreyn'de dört çocuk yaralandı
  • Ürdün'de bir çocuk yaralandı

Fiziksel olarak zarar görmeyen çocukların bile "uzun süreli şiddet ve istikrarsızlığa maruz kalmaları" nedeniyle beyin gelişimi, duygusal düzenleme ve uzun vadeli ruh sağlığı açısından kalıcı etkiler yaşayabileceği belirtiliyor.

Katar'da yaşayan bir çift, savaşın ilk günlerinde dört ve altı yaşındaki iki çocuklarını korumak için evlerindeki bir kilere saklandı. İran füzelerinin sesini gök gürültüsü gibi göstererek onları psikolojik olarak korumaya çalıştı.

İki küçük çocuk ellerinde tabletlerle bir yüklükte yerde yatıyor

Kaynak, Alex Demianczuk/Christina Paschyn

Fotoğraf altı yazısı, Aile evlerindeki bir yüklüğe sığındı

40 yaşındaki Christina Paschyn BBC News'e yaşadıklarını şöyle anlattı:

"İlk iki gün daha yoğundu. Sürekli füzeler geliyordu, patlamaları duyuyorduk. Çocuklara bunun büyük bir fırtına olduğunu söyledik. Kulağa saçma geliyor biliyorum.

"Kızımla dans dersindeydim. ABD büyükelçiliğinden telefonuma 'İsrail İran'ı vurdu, sığınmanız gerekiyor' bildirimi geldi. Kızımı alıp koşarken bana 'Ne oluyor?' diye soruyordu. Ben de büyük bir fırtına olduğunu söyledim."

En nihayetinde çocuklara gerçeği, anlayabilecekleri bir dille anlattıklarını söylüyor:

"'Yağmur nerede?' diye sordular. Biz de bunun ülkelerin kavgası gibi olduğunu, kötü bir kavga yaşandığını ama bizim güvende olduğumuzu söyledik."

Çift, Katar'ın füze önleme sistemlerinin bazı füzeleri engellediğine dair görüntüleri evlerinden izliyordu.

Christina'nın 46 yaşındaki eşi Alex Demianczuk ise "Şu an bazı şeyler kontrolümüz dışında" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Çocukların aşırı stres yaşamaması için sakin kalmaya çalışıyoruz. Bu yaşta durumun ciddiyetini tam kavrayamıyorlar. Okuldan uzak oldukları ve ekran süreleri arttığı için mutlu gibiler. Günlük hayat evin içinde geçiyor, sürekli dolaşıyoruz."

Christina geceleri daha çok korktuklarını söylüyor:

"Patlamalar olduğunda korkutucu oluyor. Hemen penceresiz kilerimize koşuyoruz. Çocuklar uyur uyumaz onları odamıza alıyoruz, hep birlikte olalım diye… Bir şey olursa hızlıca alıp aşağıya indirebilmek için."

Beyt Şemes kentinde yıkılan sinagogun önünde bir çocuk duruyor

Kaynak, Alexi Rosenfeld/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Sinagog, Beyt Şemeş kentinde İran'ın düzenlediği bir füze saldırısında yıkıldı

UNICEF'e göre İsrail'de hayatını kaybeden dört çocuk, İran'ın Beyt Şemeş kentine düzenlediği füze saldırısında ölen dokuz sivilden bazılarıydı.

Bu saldırıda ölen 13 yaşındaki Sara, 15 yaşındaki Avigail ve 17 yaşındaki Yaakov, haham Yitzak Biton'un çocuklarıydı.

Michael'ın hayatını kaybettiği ilkokula yönelik füze saldırısından bir gün sonra, saldırı günü haham, Tevrat öğrencilerine ders veriyordu.

Sara, Avigail ve Yaakov yakındaki bir sığınağa saklanmaya giderken, eşi Tamar ile dört yaşındaki kızları Rachel sinagoga yakın mesafedeki evlerinde kaldı.

Haham Af Örgütü'ne şunları anlattı:

"Evin tavanı ve çatısı çöktü. Pencereden baktım ve sinagogun bulunduğu alanı gördüm. Yanıyordu ve gökyüzü kapkara dumanla kaplıydı. Gitmeye korktum.

"Cesaretimi toplayıp gittiğimde sinagog tamamen yıkılmıştı ve sığınak parçalanmıştı. Güvenli değildi. Koruma sağlamadı. Bir değil, iki değil, üç çocuğumu kaybettim.

"Bir gün birden bire ailenin yarısı yok oldu."