Analiz: İran'la ateşkes Trump için ne anlama geliyor?
Kaynak, EPA
- Yazan, Anthony Zurcher
- Unvan, Kuzey Amerika Muhabiri
- Okuma süresi 3 dk
En azından şimdilik sağduyu galip geldi.
Washington saatiyle 18.32'de ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD ile İran'ın "kesin" bir barış anlaşmasına "çok yaklaştığını" ve müzakerelerin ilerlemesi için iki haftalık bir ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.
Bu tam anlamıyla son dakikada varılan bir ateşkes olmasa da, Trump'ın anlaşmaya varılamaması halinde, İran'ın enerji ve ulaşım altyapısına büyük çaplı saldırılar başlatacağını söylediği saate (Washington saatiyle 7 Nisan Salı günü 20.00) çok yakındı.
Tüm bu süreç, İran'ın da çatışmaları durdurmasına ve ticari gemi trafiği için Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmasına bağlı.
İran yönetimi Hürmüz'ü açacağını doğrularken, boğaz üzerindeki "hakimiyetini" koruduğunu vurguluyor.
Bu anlaşma, Trump'ın kendisini giderek tehlikeli hale gelen bir ikilemden kurtarmasına olanak tanıdı: Ya "bu gece bütün bir medeniyet yok olacak" tehdidini hayata geçirerek çatışmayı tırmandıracak ya da geri adım atarak güvenilirliğini zedeleyecekti. Ancak ABD Başkanı'nın yalnızca geçici bir nefes almış olması muhtemel.
ABD ve İran önümüzdeki iki hafta boyunca kalıcı bir çözüm için müzakerelere girecek. Sürecin zorlu geçmesi bekleniyor, ancak ABD'de mesai sonrası işlemlerde petrol fiyatlarının birkaç gün sonra ilk kez varil başına 100 doların altına düşmesi ve ABD borsa vadeli işlemlerinin yükselmesi, en kötüsünün geride kalmış olabileceğine dair bir iyimserlik yarattı.
Oysa daha Salı sabahı Trump, İran medeniyetinin "bir daha asla geri gelmemek üzere yok edileceği" tehdidinde bulunuyordu.
Bu tür çarpıcı bir söylemin İran'ı daha önce reddettiği bir ateşkese razı edip etmediği belirsiz. Ancak açık olan şu ki, Trump'ın bu tür sert ve kışkırtıcı ifadeleri, modern ABD başkanları arasında benzeri görülmemiş bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
Ve iki haftalık ateşkes kalıcı barışa dönüşse bile, İran savaşı ve Trump'ın son açıklamaları, dünyanın ABD'ye bakışını kökten değiştirmiş olabilir.
Bir zamanlar küresel istikrarın gücü olarak görülen bir ülke, şimdi uluslararası düzenin temellerini sarsan bir aktör olarak algılanıyor. İç politikada normları zorlamayı seven bir başkan, aynı yaklaşımı küresel sahneye de taşıyor.
Demokratlar Trump'ın sözlerini sert şekilde eleştirdi, bazıları görevden alınması çağrısında bulundu.
Temsilciler Meclisi üyesi Joaquin Castro, "Başkanın liderliğe uygun olmadığı açık" dedi.
Senato'daki Demokrat lider Chuck Schumer ise İran savaşını sonlandırmaya yönelik oylamada destek vermeyen Cumhuriyetçilerin "tüm sonuçların sorumluluğunu üstleneceğini" söyledi.
Trump'a kendi partisinden gelen destek ise eskisi kadar güçlü değildi.
Cumhuriyetçi Kongre üyesi Austin Scott, başkanın "bir medeniyetin yok olacağı" yönündeki sözlerini "ters etki yaratan" ifadeler olarak nitelendirdi.
BBC'ye konuşan Scott, "Ben bu sözlere katılmıyorum" dedi.
Senatör Ron Johnson, böyle bir bombardımanın "büyük bir hata" olacağını söyledi.
Temsilci Nathaniel Moran ise Trump'ın bu sözlerini desteklemediğini yazdı ve "Biz böyle insanlar değiliz" dedi.
Senatör Lisa Murkowski de tehdidin "müzakere taktiği olarak mazur görülemeyeceğini" belirtti.
Beyaz Saray ise muhtemelen tehdidin işe yaradığını savunacaktır. Anketlerde düşen destek oranları, kendi partisinden artan eleştiriler ve yüksek enerji fiyatlarının zorladığı bir ekonomiyle karşı karşıya olan bir başkan için, bu çatışmada herhangi bir çıkış yolu büyük ihtimalle bir rahatlama anlamına gelecektir.
Trump, ateşkesi duyurduğu Truth Social paylaşımında ABD'nin "tüm askeri hedeflerine ulaştığını ve bunları aştığını" söyledi.
İran'ın askeri kapasitesi ciddi ölçüde zayıflatıldı. İslamcı yönetim hâlâ iktidarda olsa da üst düzey birçok lideri bombardımanlarda öldürüldü.
Ancak şu anda ABD'nin ilan ettiği hedeflerin birçoğu hâlâ belirsizliğini koruyor. İran'ın nükleer silah programının temelini oluşturan zenginleştirilmiş uranyumunun durumu bilinmiyor. Ülke ayrıca Yemen'deki Husiler gibi bölgesel vekil güçler üzerindeki etkisini sürdürüyor.
Ve İran Hürmüz Boğazı'nı geçişleri ücret ya da başka şartlara bağlamadan tamamen açsa bile bu kritik jeopolitik dar boğaz üzerindeki kontrol kapasitesinin ne kadar güçlü olduğu artık her zamankinden daha net görülüyor.
Trump'ın ateşkes mesajının ardından açıklama yapan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran'ın "savunma operasyonlarını" durduracağını ve Hürmüz'den güvenli geçişe "İran ordusuyla koordinasyon içinde" izin vereceğini söyledi. Ayrıca ABD'nin İran'ın 10 maddelik planının "genel çerçevesini" kabul ettiğini belirtti.
Bu plan; ABD'nin bölgeden askerlerini çekmesini, İran'a yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılmasını, savaş zararları için tazminat ödenmesini ve İran'ın Hürmüz üzerindeki kontrolünü sürdürmesini içeriyor. Trump'ın bu şartların herhangi birini gerçekten kabul etmesi ise zor görünüyor. Bu da önümüzdeki iki haftalık müzakere sürecinin oldukça çetin geçebileceğine işaret ediyor.
Şimdilik bu gelişme Trump için kısmi bir siyasi zafer olarak değerlendirilebilir. Büyük bir tehditte bulundu ve istediği sonucu elde etti. Ancak ateşkes kalıcı bir çözüm değil, yalnızca geçici bir mola.
Başkanın sözlerinin ve eylemlerinin ve genel olarak bu savaşın uzun vadeli maliyeti ise henüz tam olarak değerlendirilmiş değil.
Manşet haber
Seçtiklerimiz
Popüler haberler
İçerik bulunamadı