Doğum izni 24 haftaya çıkıyor: İstihdam verileri ne diyor, kadınlar ne bekliyor?

Yeni doğan bir bebek sırt üstü uzanırken, sarışın bir anne bebeğin ellerinden tutuyor

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Kadın çalışanların doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkaran kanun teklifinin bu hafta Meclis'te yasalaşması bekleniyor.
    • Yazan, Fundanur Öztürk
    • Unvan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Okuma süresi 4 dk

"Hamileyken bir yöneticim beni işten kovdurmaya çalıştı. Üzerimdeki baskı yüzünden doğum iznine iki ay erken çıkmak zorunda kaldım."

36 yaşında bir çocuk annesi Ebru Özer, çalışan bir anne olarak iş hayatında pek çok zorlukla karşılaştığını söylüyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın "İşgücü Piyasası ve Kadın İstihdamı Ekseninde Aile Dostu Politikalar" araştırmasına göre, doğum sonrası dönem, kadın istihdamı açısından çok kritik.

Türkiye'de kadınların yaklaşık yüzde 40'ı doğumdan sonraki ilk altı ayda işten ayrılıyor. 12 aylık süreçte bu oran yüzde 56,5'a yükseliyor.

Ancak aynı araştırmaya göre, doğum yapan her üç kadından ikisi, ortalama 13,3 ay içerisinde yeniden iş gücüne katılıyor.

Araştırmada, kadınların işgücü piyasasından tamamen kopmadığı; doğru koşullar sağlandığında geri döndüğü ifade ediliyor.

Doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeyi de içeren kanun teklifinin halen doğum izninde olan kadınların da yararlanması amacıyla TBMM Genel Kurulu gündeminin ilk sırasına alınarak bu hafta görüşülmesi ve yasalaşması bekleniyor.

BBC Türkçe'ye konuşan kadınlar ise doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasını desteklerken, bunun sadece annelerle sınırlı kalmayan ve babaları da kapsayan bir "ebeveyn izni" uygulamasına dönüşmesini istiyor.

'Çalışan bir anne olarak insan kendini ispat etmek zorunda hissediyor'

36 yaşındaki Özer, altı aylık ücretsiz izin sonrası, çocuğu sekiz aylıkken işe dönmek zorunda kaldığını anlatıyor.

Hamile olduğu süreçte kendisine baskı uygulayan yöneticisinden farklı bir birime atandığını ancak burada da adaptasyon sorunları yaşadığını ifade ediyor.

İş yerinde "performansının yakından izlendiğini" düşünen Özer hem çocuğunun hem de işinin gereksinimlerine yetişebilmek için çok çabaladığını söylüyor:

''Çalışan bir anne olarak insan kendini ispat etmek zorunda hissediyor. Gündüzleri çocukla daha çok ilgilenmek zorunda kaldığım için, geceleri saat 4'lere kadar çalışıyordum.'

''Şu an bundan pişmanım çünkü bu çabalarımı kimsenin hatırladığını sanmıyorum. Keşke 'Çocuğu var, performansı düşük' deselerdi ama ben o sıkıntıları çekmeseydim.''

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın araştırmasında 2015–2025 döneminde doğum yapan 1 milyon 398 bin kadının istihdam geçmişinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) idari kayıtları izlendi.

Raporda, doğum sonrası işten ayrılma ve işe geri dönüş süreçlerinin yalnızca bireysel tercihlerle değil, politika tasarımıyla şekillendiği belirtildi.

Kadınların işgücü piyasasından kopmadığı, doğru koşullar sağlandığında geri döndüğü de ifade edildi.

'Yöneticimin desteği sayesinde işi bırakmaktan vazgeçtim'

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın araştırmasına göre, kadınların çalışma hayatından çekilmesinde en büyük etken kreş ve bakıcı masrafları olarak görülüyor.

Özer de çocuğu 1,5 yaşına geldiğinde yüksek bakıcı masrafları nedeniyle istifa etme kararı aldığını söylüyor:

''Günün her saati erişilebilir olmam gereken bir işim vardı ve çok uzun mesai saatlerinde çalışıyordum.''

''Hem çocuğumdan hem kendimden feragat ediyordum ancak maaşım sadece bakıcının parasını karşılıyordu.''

Ancak iş yeri tarafından işi bırakamaması konusunda desteklendiğini ve maaşının artırıldığını şöyle anlatıyor:

''Yöneticim, 'Benim eşim de senin gibi işi bıraktı ama sonra iş hayatına dönemedi. Ara verdikten sonra geri dönmek çok zor. Bundan sonra ev hanımı olmayı göze alabiliyor musun? diye sordu.'

''Maaşıma zam yapıldı ve kendime bir bakıcı bulmam istendi. O birimdeki yöneticimin desteği sayesinde işimde 1,5 yıl daha çalıştım.''

Doğum sonrası işten ayrılma verileri ne söylüyor?

Araştırmada, doğum sonrası işten ayrılmanın çoğunlukla bakım yükünün artmasıyla birlikte kademeli olarak gerçekleşen bir süreç olduğu belirtiliyor.

Mikro ölçekli işletmelerde işten ayrılma oranı yüzde 83,5'ken, büyük işletmelerde ise yüzde 65,5 düzeyinde gerçekleşiyor.

Kurumsal insan kaynakları uygulamaları, esnek çalışma imkânları ve işyeri destek mekanizmaları kadınların istihdamda kalıcılığında kritik rol oynuyor.

Ayrıca emek yoğun ve vardiyalı çalışma düzenlerinin yaygın olduğu sektörlerde işten ayrılma oranlarının yüzde 80'in üzerine çıktığı görülüyor.

Mutfak tezgahına yaslanmış bir şekilde bilgisayarından iş halleden bir anne, aynı zamanda bir çocuğunu kucağında taşırken, tezgaha oturmuş diğer bir kız çocuğuyla da ilgileniyor.

Kaynak, Getty Images

'Hem kadın istihdamı hem de doğurganlık birlikte artabilir'

Türkiye'de doğum yapan kadınların işgücü piyasasından tamamen kopmadığı; uygun koşullar sağlandığında yeniden üretime katıldığı ifade ediliyor.

Buna göre, kadınların yüzde 64,3'ü yeniden kayıtlı istihdama döndü.

İşe geri dönen kadınlar genellikle aynı sektör veya meslekte çalışmaya devam ediyor.

Araştırmada, kadınların işe dönüş kararında üç temel faktörün belirleyici olduğunu belirtiliyor:

  • Bakım hizmetlerine erişim,
  • Gelir kaybının azaltılması,
  • İşe dönüş sürecinin planlı ve destekli olması

Bu alanlarda yapılacak iyileştirmelerin, mevcut geri dönüş oranlarını artırabileceği kaydediliyor.

Araştırmada, kadın istihdamı ile doğurganlık arasında bir çelişki olmadığı, doğru politika ile bu iki hedefin birlikte güçlendirilebileceği belirtiliyor.

Türkiye'nin politika önceliğinin; işe dönüşü hızlandıran, kadınların işgücü ile bağını kesintisiz hale getiren, aile ve çalışma yaşamını uyumlaştıran politikalar olması gerektiği ifade ediliyor.

'Çok yorgun görünüyorsun, hasta mısın?'

Ankara'da yaşayan iki yaşındaki bir çocuk annesi Ferda, çocuğu doğduktan etrafından hiçbir destek almadan çocuğunu büyütmek zorunda kaldığını söylüyor:

''Çoğumuzun annesi, kalabalık bir sosyal çevreden destek alarak bizleri büyütmüş. Fakat herkes çok bireyselleşmiş durumda ve bu dönemdeki anneler çok yalnız.'

''İşe gelsen de aklın evdeki bebeğinde oluyor. Bu kadınları psikolojik olarak çok yıpratıyor. Ne iştesin ne evdesin.''

BBC Türkçe'ye konuşan kadınlara göre, iş hayatında sadece yöneticilerin değil, diğer çalışanların tutumunun da kadınların iş hayatında kalma kararında etkili oluyor.

Haberde isminin değiştirilmesini isteyen Ferda, uykusuz gecelerin ardından işe gittiği günlerde çevresinden rahatsız edici yorumlar aldığını söylüyor:

''İş yerindeki insanlar, küçük bir bebeğim olduğunu bilmelerine rağmen sürekli olarak ne kadar yorgun göründüğümü söylüyor.

''Yeni doğum yapmış anneler, kadın ya da erkek meslektaş fark etmeksizin bu tür zorbalıklara maruz kalıyor. Beni psikolojik olarak en çok yoran şey bu.'

''İyi misin, hasta mısın, çok kötü görünüyorsun, çocuk uyutmuyor mu? Bu şekilde zorbalanmak kadınları iş hayatından uzaklaştırıyor.''

Sosyal medya anneliği ne kadar gerçek?

Ferda, sosyal medyada yüksek takipçili fenomen anne hesaplarında, gerçekçi olmayan bir annelik profili çizildiğini düşünüyor.

Sosyal medyadaki temsillerin aksine kadınların çalışma hayatı ve çocuk bakımını bir arada yürütmekte çok zorlandığını söylüyor:

''Sosyal medyada hep çok başarılı, sürekli bakımlı hem çalışıp hem çocuğa bakan hem de kendisine vakit ayırabilen anneler görüyoruz.

''Hep çok mutlular, çocukları hiçbir sorun çıkarmıyor. Hem çalışıp hem yemek yapıyorlar ve sosyal hayatlarından taviz vermiyorlar. Bu kurgu imaj, anneleri olumsuz etkiliyor ve yetersiz hissettiriyor.'

''Anneler hem bebek bakımında hem işte zaten sürekli endişeli ve kendisini sorguluyor. Acaba çocuğuma doğru bakıyor muyum, daha doğru bir yolu var mı, işimde yeterli miyim?'

''Sosyal medyaya girdiğinde herkesin çok mutlu ve yeterli olduğunu görüyorsun. Sonra kendine soruyorsun, ben neden yapamıyorum?''

''Bu da bir şeylerden vazgeçmene sebep oluyor. İlk önce işinden vazgeçiyorsun çünkü önceliğin çocuğunu büyütmek oluyor.''