Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak önerdiği enerji güzergahları

Kaynak, Getty Images / BBC
- Yazan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Ankara
- Okuma süresi 5 dk
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği saldırılarla başlayan savaşın en önemli sonuçlarından biri, küresel enerji arzı açısından en önemli geçiş noktalarından olan Hürmüz Boğazı'nın kapanması oldu.
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndan geçen Irak petrolü ve Katar doğalgazının yeni boru hatları aracılığıyla dünya pazarlarına taşınması fikrini yeniden gündeme taşıdı.
Türkmenistan doğalgazını da Avrupa'ya iletmek için çalışmalarını yürüten Türkiye, bu projelerin gerçekleşmesi sonucu, bölgeyi Doğu ve Güney Avrupa'ya bağlayan en önemli enerji hattı olmayı hedefliyor.
Türkiye'nin dış politikası ve enerji diplomasisi, son dönemde giderek artan yoğunlukla "bağlantısallık" kavramına ve bunun somut projelerle yaşama geçirilmesine odaklandı.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapaması, karşılığında ABD'nin tüm İran limanlarına abluka uygulaması, dünyada ham petrolün varil fiyatının 120 dolara kadar çıkmasına neden oldu ve ve küresel enerji tedarikinde ciddi sorunlara yol açtı.
Rusya'nın 22 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal girişimiyle başlayan savaş da, Rus enerji şirketlerine yaptırım uygulanmasına neden olmuş ve başta Avrupa'da olmak üzere alternatif kaynaklardan da enerji tedarik edilmesiyle sonuçlanmıştı.
Jeopolitik çatışmaların hem tedarik yollarını zorlaştırması hem de enerji arzını sekteye uğratması, Ankara'nın yeni projeleri gündeme almasının en önemli nedenleri arasında.
Yeni rota arayışı için 'Türkiye alternatifi' mi?
Türkiye'nin bu yöndeki yönelimiyle ilgili en son açıklamalardan birini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Nisan'da Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında yaptı.
Erdoğan, "Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum" dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da geçen hafta yaptığı bir açıklamada, son dönemde yaşanan jeopolitik çatışmalar ve krizlerin "yeni bir enerji mimarisine" gereksinim olduğunu ortaya çıkardığını söyledi.
Bayraktar, ticari olarak bakıldığında yeni hatlara ihtiyaç olduğunu belirtirken, Türkiye'nin bu süreçte üç temel önerisi olduğunu açıkladı.
Basra-Adana Petrol Boru Hattı
Bakan Bayraktar'ın son bunalımın yarattığı enerji arz güvenliğine ilişkin sıkıntının aşılması için gündeme getirdiği ilk proje, Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı'nın Basra'ya uzanması.
Irak, petrolünün yaklaşık yüzde 60'ını, ülkenin güneyindeki bu bölgede üretiyor.
Basra Körfezi'ne açılan ve savaş öncesi günde 3,3 milyar varile kadar petrol üretilen Basra Havzası, dünyanın en zengin rezervleri arasında sayılıyor.
Irak ve Türkiye arasında, 1976'dan bu yana faaliyet gösteren bir boru hattı (Kerkük-Yumurtalık) var.
Bu petrol boru hattının günlük kapasitesi yaklaşık 1,5 milyon varil.
Hattın Basra'ya uzaması durumunda daha fazla Irak petrolünün başta Avrupa olmak üzere dünya pazarlarına güvenli şekilde ulaştırılacağı hesaplanıyor.

Türkiye ve Irak arasında yeni hatların kurulmasına ilişkin ilk temaslar, 2021 ve 2022'de yapılmıştı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı'na verdiği bir demeçte, iki ülke arasında bağlantısallık projelerine ilişkin ilk adımın Bağdat'tan geldiğini söyledi.
Irak'ın "Kalkınma Yolu Projesi" yapmak istediğini ve Basra kıyısındaki El Faw Limanı'ndan Türkiye'ye doğrudan demir yolu hattı, gaz ve petrol boru hattı ile fiber hatların olacağı bir altyapı kurulması önerisinde bulunduğunu kaydeden Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Irak ilk defa bölgede pozitif bir projeyle gündeme geldi. Bu gerçekten aslında bölgeye de örnek gösterilecek bir proje. Tabii ki Cumhurbaşkanımız konuya olumlu yaklaştı. Biz de bunun için çok çalıştık. Bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Bölge ülkeleri daha sonra bu konuyu ilerletmede biraz frene bastılar."
Türkiye, başta Kalkınma Yolu Projesi ve güvenlik olmak üzere Irak'la birçok konuda ilişkilerini ilerletti ve somut adımlar attı.
Ancak Irak'ta geçen yılki seçimlerin ardından hükümeti kimin kuracağına ilişkin belirsizliğin sürmesi, Ankara-Bağdat ilişkileri açısından soru işaretlerine neden oldu.
İran'a yakınlığı ile bilinen Nuri el-Maliki'nin Irak'ta yeniden başbakan olması durumunda, Bağdat'ın hem ABD hem de Türkiye ile ilişkilerinde yeni zorluklar yaşanacağı değerlendiriliyor.
Katar-Türkiye Doğalgaz Boru Hattı projesi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar gündeme getirdiği ikinci önemli öneri Katar'dan Türkiye'ye doğalgaz boru hattı inşa edilmesi.
"Kesinlikle gerekli bir proje" olarak değerlendirdiği boru hattının Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye'ye ulaşacağını anlatan Bayraktar, "Teknik olarak ve ticari olarak yapılabilir bir projedir" dedi.
Bayraktar, "Bu teklifler, dünyadaki şu anda yaşadığımız enerji krizini azaltacak önemli projelerdir" diye konuştu.
Katar, dünyada doğalgaz rezervlerinin yüzde 10'undan fazlasına sahip ve dünyanın ikinci en büyük sıvılaştırılmış gaz (LNG) ihracatçısı.
Avrupa ve Asya'da birçok ülkeye satış yapan Katar'ın Hürmüz Boğazı'nın kapanması durumunda alternatif ulaştırma yolunun olmaması en büyük handikabı.
Türkiye ile Katar, son dönemde ilişkilerini gelişmiş stratejik düzeye çıkardı.
Türkiye, Suudi Arabistan'la da son dönemde Pakistan ve Mısır ile dörtlü bir kapsamlı işbirliği platformu kurdu.
Bu durum, böyle bir projenin gerçekleşmesi açısından siyasi ortamın uygun olduğu yorumlarına neden oluyor.
Dışişleri Bakanı Fidan da bu boru hattı projesine ilişkin ilk görüşmelerin 2008 yılında yapıldığını ancak Arap Baharı nedeniyle askıya alındığını kaydetti.
Fidan, "Önemli olan şu: Bizim desteklediğimiz, arkasında durduğumuz projeler hayata geçseydi, bugün aslında Hürmüz Boğazı ile ilgili sorunun daha az negatif sonuç ürettiğini görecektik" dedi.
Türkmenistan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın gündeme getirdiği üçüncü öneri ise Türkmenistan doğalgazının Hazar üzerinden Türkiye'ye ve oradan da Avrupa'ya ulaştırılması.
Türkiye'nin çok uzun yıllardır üzerinde çalıştığı proje, Hazar Denizi'nin statüsü başta olmak üzere, bölge ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarından dolayı somutlaştırılamadı.

Türkiye ve Türkmenistan arasında enerji işbirliğine ilişkin anlaşma 1998'te imzalandı. Ancak dpoğalgaz satışına ilişkin ilk mutabakat 2025'te yapıldı.
Bu satış İran üzerinden "swap" yoluyla gerçekleştiriliyor.
Ankara'nın asıl amacı ise Türkmen doğalgazının Hazar Denizi üzerinden Azerbaycan'a ulaştırılması ve oradan da Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması.
Türkmenistan, yaklaşık 50 trilyon metreküp doğalgaz rezervi ile dünyanın dördüncü en büyük kaynağına sahip.
Türkmenistan doğalgazının büyük çoğunluğunu Çin ithal ediyor.
Türkiye halen Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) aracılığıyla Azerbaycan'ın Şahdeniz sahasından gelen yıllık 10 milyar metreküp doğalgazı Avrupa pazarlarına ulaştırıyor.
Türkiye de aynı hattan yılda 6 milyar metreküp doğalgaz alıyor.














