AB İsrail'le ilişkileri masaya yatırıyor: İspanya ne istiyor, hangi hamle tartışılacak?

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, AB dışişleri bakanları en son 31 Mart'ta Ukrayna'nın başkenti Kiev'de düzenlenen gayriresmi bir toplantıda bir araya gelmişti
    • Yazan, Güven Özalp
    • Bildirdiği yer, Brüksel
  • Okuma süresi 5 dk

Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları bugün Lüksemburg'da yapacakları toplantıda İsrail'le ilişkileri bir kez daha masaya yatıracak.

Son dönemde Gazze konusundaki duruşuyla dikkat çeken İspanya, AB'nin İsrail'le Ortaklık Anlaşması'nı sona erdirmesinden yana.

İsrail'e karşı en sert yaklaşımı sergileyen AB üyesi konumundaki İspanya, mevcut konjonktürde birliğin somut ve sert adım atması gerektiği tezini işliyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 19 Nisan'da yaptığı açıklamada, AB'nin İsrail'le Ortaklık Anlaşması'nı bitirmesini birlik üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının gündemine taşıyacaklarını söyledi.

Pedro Sanchez, "AB'nin İsrail'le olan Ortaklık Anlaşması'nı feshetme zamanı geldi. İsrail halkına karşı bir tavrımız yok, durum tam tersi. Ancak uluslararası hukuku ve dolayısıyla AB'nin ilke ve değerlerini ihlal eden bir hükümet bizim ortağımız olamaz" dedi.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares de 20 Nisan'da İspanyol medyasına yaptığı açıklamada, "Mevkidaşlarımdan İspanyol hükümeti gibi cesur olmalarını ve AB'ye sadık kalmalarını isteyeceğim. Zira hiçbir AB ülkesi, bu düzeyde bir insan hakları ihlalini kabul edemez" diye konuştu.

AB ve İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması taraflar arasında siyasi diyaloğun çerçevesinden ticarete kadar ilişkileri geniş yelpazede düzenleyen bir içeriğe sahip.

İspanya'nın, 26 yıldır yürürlükte olan belgeye ilişkin gündeme getirdiği girişimin başarıya ulaşma şansı ise oldukça düşük.

Belgenin feshi ya da tamamen veya siyasi bölümünün askıya alınması için AB üyesi tüm ülkelerin onayı gerekiyor.

BBC Türkçe'ye bilgi veren bir AB diplomatı, İsrail'e yönelik tavrın geçtiğimiz aylara göre farklılaştığını söyledi.

AB diplomatının, "Bu değişiklik oybirliği sağlamaya yetecek düzeyde mi?" sorumuza verdiği yanıt ise kısa ve net oldu: "Hayır."

AB üyesi ülkelerin pozisyonları

İsrail'le ilişkilerin tekrar masaya yatırılması fikrine AB'ye üye 27 ülkenin geneli destek veriyor.

Bununla birlikte son gelişmeler ışığında somut adım atılması ve acil bir karar alınmasına sıcak bakanların sayısı gerekli oy desteğini sağlayacak düzeyde değil.

AB'nin yürütme organı Avrupa Komisyonu, Eylül 2025'te, İsrail'le yürürlükte olan Ortaklık Anlaşması'nın ticarete ilişkin bazı maddelerinin askıya alınmasını önermişti.

Gazze'deki insan hakları ihlalleri dikkate alınarak hazırlanan öneri, İsrail'le ticari ilişkilerin seviyesinin düşürülmesi anlamına gelmesinin yanı sıra bu ülkeyle ilişkilere yaklaşımda önemli bir değişime işaret ediyordu.

Komisyon'un önerdiği kısmi askı oybirliği değil nitelikli çoğunluk gerektiriyor.

Buna rağmen adım atılmasını sağlayacak bir tablo oluşmadı.

Bir kararın nitelikli oy çokluğuyla kabul edilebilmesi için üye ülkelerin yüzde 55'inin, başka bir deyişle 27 ülkeden 15'inin onayının gerekli olmasının yanı sıra bu ülkelerin AB nüfusunun yüzde 65'ini temsil ediyor olması gerekiyor.

İsrail'le ilişkiler konusunda yapılan açıklamalarda eskiye oranla tonun daha sert olması dikkat çekiyor.

Almanya, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Macaristan ve Avusturya'nın, İsrail'e karşı somut adım atılmasını engelleyen yaklaşımlarında radikal düzeyde bir değişiklik yok.

Bu ülkelerle aynı çizgide olan İtalya'nın yaklaşımında ise bazı değişiklikler var.

İsrail'le savunma mutabakatının askıya alınması bunların başında geliyor.

Bununla birlikte, kamuoyunun da giderek artan baskısını hisseden İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin şu aşamada AB düzeyinde İsrail aleyhine bir adıma yeşil ışık yakması beklenmiyor.

İrlanda ve Slovenya, İspanya gibi, İsrail'e karşı AB'nin acilen sert adım atmasını isteyen ve tüm opsiyonların masada olması gerektiğini savunan ülkeler arasında.

Brüksel'de düzenlenen İki Devletli Çözüm İçin Küresel İttifak Toplantısı ve Filistinlilere Yardım İçin İrtibat Komitesi Toplantısı sonrası konuşan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, "Üye devletler, ortak tutum gerektiren Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması konusunu masaya getirdi" dedi.

"Bazıları nitelikli çoğunluk gerektiren önlemler zaten masada" diye konuşan Kallas, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üye devletlerin bunu yapma isteği olması halinde, İsrail'e baskı uygulamak amacıyla bu tedbirlerle ilerlemenin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum."

Kaynak, EPA/Shutterstock

Fotoğraf altı yazısı, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, AB'nin İsrail'le Ortaklık Anlaşması'nı feshetmesini istiyor

İsrail'e tepkiler büyüyor

AB ülkelerinde İsrail tartışması sürerken, konuya sivil toplum ve vatandaş boyutu da eklendi.

Avrupa Vatandaş Girişimi (ECI) mekanizması aracılığıyla, Ortaklık Anlaşması'nın tamamen askıya alınması talebiyle AB ülkelerinde toplanan imza sayısı bir milyonu aştı.

Birlik kuralları gereği ECI bağlamında bir milyon imzanın aşıldığı bir konuda Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu sessiz kalamıyor.

Daha önce üye ülkelere Ortaklık Anlaşması'nın kısmen askıya alınmasını öneren Komisyon, girişime ilişkin atacağı adımları ya da adım atmayacaksa da neden harekete geçmeyeceğini açıklamak zorunda.

Aralarında insan hakları örgütleri ve sendikaların da yer aldığı 60'tan fazla örgüt de benzer bir taleple ortak açıklama; eski bakanlar, diplomatlar ve üst düzey yetkililerden oluşan bir grup da ortak bildiri yayımladı.

Bu isimler arasında, eski AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, eski İsveç Dışişleri Bakanı Hans Blix ve eski Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Margot Wallström de var.

350'den fazla imzanın bulunduğu bildiride, belgenin kısmen ya da tamamen askıya alınması, yasa dışı yerleşimlerle ticaretin yasaklanması, askeri ticaretin durması, İsrail'in AB programlarına katılımının askıya alınması talep ediliyor.

Sembolik adım ihtimali artıyor

Şu aşamada AB'nin İsrail'le ilişkileri ne kısmi ne de tamamen askıya alma yolunda bir adım atması beklenmiyor.

Bununla birlikte Macaristan'ın uzun süredir bloke ettiği İsrailli yerleşimcilere yaptırım konusunda adım atılması ihtimali giderek artıyor.

Bunun için Macaristan'da, 12 Nisan'da yapılan seçimleri kazanan Peter Magyar'ın kuracağı yeni hükümetin göreve başlaması bekleniyor.

Bu yönde bir adımın sembolik olmanın ötesine geçme potansiyeli düşük.

Bu adımın atılmasının daha sonra daha geniş kapsamlı adımlar için zemin hazırlayacağını düşünenlere de rastlamak mümkün.

AB ve İsrail arasındaki ilişkilerin inişli çıkışlı bir geçmişi var.

AB üyesi ülkeler 14 yıl önce, şu an Gazze'de yaşananlardan çok daha azı için İsrail'e karşı önlem almayı tercih etmişler ve 2012'den 2022'ye kadar AB ile İsrail arasındaki Ortaklık Konseyi askıya alınmıştı.

İsrail AB'nin 31., AB ise İsrail'in en önemli ticaret ortağı.