İran uranyumunu ele geçirmeye çalışmanın ABD'ye askeri riskleri neler?

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, İran'ın silah yapımında kullanılabilecek uranyumunun büyük bir kısmının, geçen yıl ABD-İsrail saldırılarında hasar gören İsfahan'da depolandığı düşünülüyor.
    • Yazan, Daniel Bush
    • Unvan, Washington Muhabiri
    • Yazan, Bernd Debusmann Jr
    • Unvan, Beyaz Saray Muhabiri
  • Okuma süresi 5 dk

ABD birliklerinin İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoğunu ele geçirmek için yer altındaki gizli bir nükleer tesise operasyon düzenlemesi kulağa abartılı gelebilir.

Fakat ABD Başkanı Donald Trump'ın bunu bir seçenek olarak ele aldığı bildiriliyor.

Trump savaşın asıl amacını İran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemek olarak tanımladı.

BBC'ye konuşan askeri uzmanlara ve eski ABD savunma yetkililerine göre, böyle bir operasyon son derece zorlu ve tehlikelerle dolu.

Uzmanlar kara birliklerinin konuşlandırılmasını gerektirecek bu operasyonun birkaç gün, hatta haftalar sürebileceğini söylüyorlar.

Ortadoğu'dan sorumlu eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Mick Mulroy, uranyum stoğunun ele geçirilmesinin "tarihteki en karmaşık özel operasyonlardan biri" olabileceğine işaret etti.

Bu senaryo, Trump'ın İran'da gerçekleştirebileceği birkaç askeri harekattan sadece biri.

İran'ı, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorlamak amacıyla Hark Adası'nın ele geçirme operasyonu olasılığıyla da ilgili haberler yer aldı.

Yönetim ayrıca, İran'ı müzakere masasına oturmaya zorlamak için yeni askeri saldırı tehdidini de kullanıyor olabilir.

Trump, 31 Mart'ta BBC'nin ABD'deki yayın ortağı CBS News ile telefon röportajında, İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumu ortadan kaldırmadan veya imha etmeden bir zafer ilanının mümkün olup olmayacağı sorusuna yorum yapmaktan kaçındı.

Ancak geçen Haziran ayındaki ABD-İsrail saldırılarında meydana gelen hasara işaret etti ve stoğun önemini küçümser gibi göründü.

Trump, "O kadar derine gömülmüş ki, herhangi biri için çok zor olacak. Orada çok derinde. Yani oldukça güvenli ama bir karar vereceğiz" dedi.

Bu açıklamalardan önce Wall Street Journal gazetesi, İran'ın uranyumunu ele geçirmek için bir operasyon düşünüldüğünü yazmıştı.

Beyaz Saray, Trump'ın henüz nihai bir karar vermediğini söyledi.

Uzmanlar, İran'ın stoklarını hedef alan bir operasyonun birçok önemli lojistik zorlukla karşılaşacağını söylüyor.

Üst düzey ABD'li yetkililere göre, savaşın başlangıcında İran'ın yaklaşık 440 kilo %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu vardı. Bu stok, silah imal etmek için gerekli %90'lık zenginleştirme oranına hızlı bir şekilde yükseltilebilir.

İran ayrıca yaklaşık bir ton %20 oranında zenginleştirilmiş uranyuma ve tıbbi araştırma eşiği olarak kabul edilen %3,6 zenginleştirilmiş 8500 kilo uranyuma sahip.

Bomba veya füze yapımında kolayca kullanılabilen yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun çoğunun İsfahan'da depolandığına inanılıyor. Bu tesis, geçen yıl ABD-İsrail hava saldırılarında hedef alınan İran'daki üç yeraltı nükleer tesisinden biriydi.

Ancak yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ne kadarının başka yerlerde depolandığı belirsiz.

Obama ve Trump yönetimlerinde üst düzey bir savunma yetkilisi olarak görev almış bir isim olan Jason Campbell, stoğun tam anlamıyla nerede olduğunun bilinmesi halinde, yapılacak askeri operasyonun kolaylaşacağını söylüyor.

Campbell, "İdeal senaryo, tam olarak nerede olduğunu bilmeniz" diyor.

"Dört farklı yere dağıtılmışsa, o zaman tamamen başka seviye bir karmaşadan bahsediyoruz demektir" dedi.

Fotoğraf altı yazısı, İsfahan'daki nükleer tesisin uydu haritası

İsfahan'a ek olarak, geçen yılki saldırılarda hedef alınan diğer iki zenginleştirme tesisi Fordo ve Natanz'da da yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum depolanmış olabilir.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Direktörü Rafael Grossi, geçen ay İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun büyük çoğunluğunun İsfahan'da, bir kısmının da Natanz'da tutulduğunu söylemişti.

Ancak Grossi, denetçilerin geçen yılki hava saldırısından sonra İran'dan çıkarıldığını, bu nedenle mevcut durum hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmadığını belirtti.

Grossi, "Ancak geri dönebildiğimizde aydınlatabileceğimiz birçok soru var" dedi.

Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma erişim, ABD'nin nerede olduğunu bilmesi durumunda dahi, bir dizi zorluk daha ortaya çıkarıyor.

28 Şubat'ta başlayan savaştan önce İran'ın nükleer tesislerinden birinin yakınındaki bir yeraltı kompleksini güçlendirdiğine dair işaretler var. Örneğin, İsfahan'da Şubat ayına ait uydu görüntüleri, tünel kompleksinin tüm girişlerinin toprakla kapatılmış olduğunu gösteriyordu. Bu da herhangi bir operasyonu daha da zorlaştırabilir.

Fotoğraf altı yazısı, İsfahan nükleer tesislerin grafiği

Savaşın başlangıcından bu yana, ABD ve İsrail, İran donanmasını yok etmek, balistik füzelerini etkisiz hale getirmek ve sanayisine zarar vermek adına yalnızca hava gücünü kullanabildi. Fakat uzmanlar, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun kara güçleri kullanılmadan güvence altına alınamayacağını vurguluyor.

ABD, Ortadoğu'ya konuşlu 82. Hava İndirme Tümeni'nin bazı unsurlarını İsfahan ve Natanz çevresindeki bölgeleri güvence altına almak için kullanabilir.

Nükleer madde konusunda eğitimli özel operasyon kuvvetleri daha sonra zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için gönderilebilir. Uranyumun kendisi gaz halinde ve büyük metal kaplarda depolandığına inanılıyor.

Uydu görüntüleri, İsfahan ve Natanz tesislerindeki girişlerin Amerikan hava saldırılarında ciddi hasar aldığını gösteriyor.

Amerikan kuvvetlerinin, İran'dan gelebilecek olası misillemelerle karşı karşıya kalırken, yerin derinliklerine gömülmüş tünellerde depolandığına inanılan zenginleştirilmiş uranyumu bulabilmek için ağır iş makinelerine ihtiyaç duyması da muhtemel.

Campbell, "Öncelikle kazı yapmanız ve muhtemelen sürekli tehdit altındayken zenginleştirilmiş uranyumu tespit etmeniz gerekiyor" diyor.

Fotoğraf altı yazısı, Natanz nükleer tesisi

İran'ın nasıl karşılık vereceği veya ülkenin ana nükleer tesislerini hedef alan Amerikan kara birlikleri için ne ölçüde tehdit oluşturabileceği bir soru işareti.

Eski bir Amerikan savunma yetkilisi ve Scowcroft Ortadoğu Güvenlik Girişimi'nde kıdemli uzman olan Alex Plitsas, "ABD ve İsrail, bu tür bir operasyonu mümkün kılmak için İran'ın savunma yeteneklerini zayıflatıyor" dedi.

Bununla birlikte, yine de "yüksek riskli" bir operasyon olacağını söylüyor.

Onaylanması halinde Amerikan kara birlikleri, kıyıdan 482 kilometre içerideki İsfahan'da izole kalacak.

Plitsaz, "Mesafeler düşünüldüğünde yaralı tahliyesi de zorlaşıyor. Amerikan birliklerini içeriden ve dışarıdan gelen uçaksavar ateşine ve nükleer tesiste bulundukları sırada saldırılara karşı savunmasız bırakıyor" diyor.

Operasyon birden fazla biçimde gerçekleştirilebilir.

Uzmanlar bir havaalanı veya iniş bölgesinin ele geçirilmesi ve ardından zenginleştirilmiş uranyumun İran'dan çıkarılması şeklinde gerçekleşebileceğini söylüyor.

Askeri uzmanlar, havaalanlarını ve diğer altyapıyı güvence altına almak için eğitilmiş 82. Hava İndirme Tümeni'nin, bir operasyon üssü kurmak üzere diğer ABD kuvvetleriyle birlikte kullanılabileceğini belirtiyor.

Olası bir operasyonda uranyum güvence altına alındıktan sonra ise maddeyi ülkeden çıkarmak veya yerinde seyreltmek sorunuyla karşı karşıya kalınacak.

Üst düzey yetkililer, savaşın başlangıcında ABD'nin İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunu ülkeden çıkarmak yerine yerinde seyreltmeyi düşünebileceğini söylemişti.

Washington'daki muhafazakar bir düşünce kuruluşu Amerikan Ulusal Güvenlik Yahudi Enstitüsü'nden İran'ın nükleer programı uzmanı Jonathan Ruhe, "Ancak bu, büyük, karmaşık ve uzun süren bir operasyon olur" diyor.

Ruhe, İran'dan uranyumu alıp, ülke dışına çıkartmanın daha hızlı olacağını ve maddenin ABD'de seyreltilmesine imkan sağlayacağını söylüyor. Ayrıca operasyon nasıl yapılırsa yapılsın, son derece riskli olacağını da ekliyor.

Ruhe, "Esasen yarım tonluk, silah yapımında kullanılabilecek uranyumu çıkarmanız gerekiyor" diyor ve devam ediyor:

"Ve ters gidebilecek milyonlarca şey var."