You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
1970'lerdeki petrol krizinde ne oldu ve şu anda aynı risk var mı?
- Yazan, Rachel Clun
- Unvan, Ekonomi Muhabiri
- Okuma süresi 4 dk
Küresel enerji arzı için hayati önem taşıyan bir su yolunun bir aydır kapalı olması dünyanın 1970'lerdeki petrol krizindekinden daha kötü sorunlarla karşı karşıya kalacağı uyarılarını beraberinde getirdi.
Denizcilik uzmanı ve lojistik devi Maersk'in eski müdürü Lars Jensen, BBC'ye yaptığı değerlendirmede, savaşın İran üzerindeki etkisinin 1970'lerde görülen ekonomik kaostan "kayda değer ölçüde daha büyük" olabileceğini söyledi.
Uluslararası Enerji Ajansı Direktörü Fatih Birol da geçtiğimiz günlerde dünyanın "tarihteki en büyük küresel enerji güvenliği tehdidiyle karşı karşıya" olduğu uyarısında bulundu.
Birol, BBC'ye açıklamasında "Bu, 1970'lerde yaşadığımız petrol fiyat şoklarından çok daha büyük. Ayrıca Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra yaşadığımız doğal gaz fiyat şokundan da daha büyük" dedi.
Ancak Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel arzı aksatsa da bazıları günümüz dünyasının daha dirençli olduğunu savunuyor.
1970'lerdeki petrol krizinde ne olmuştu?
Ekonomist ve aynı zamanda Crystol Energy'nin CEO'su Dr. Carol Nakhle, 1970'lerdeki petrol krizinin bugünkünden "temelden farklı" olduğunu, çünkü o zamanki ilk petrol şokunun "kasıtlı bir politika sonucu" yaşandığını söylüyor.
Ekim 1973'te Arap petrol üreticileri, Yom Kippur Savaşı sırasında İsrail'e verdikleri destek nedeniyle ABD öncülüğündeki bir grup ülkeye ambargo uyguladı. Petrol üretiminde koordineli bir kesinti başlatıldı.
Nakhle, "Sonuç, birkaç ay içinde petrol fiyatlarının neredeyse dört katına çıkması oldu" diyor.
Bu durum, petrol tüketen ülkelerde yakıt kısıtlamalarına yol açtı ve Nakhle, bunun kalıcı etkiler yaratan "küresel bir ekonomik ve finansal krizi" tetiklediğini belirtiyor.
Belfast Queen's Üniversitesi'nden araştırmacı Dr. Tiarnán Heaney, yüksek petrol fiyatlarının genel olarak enflasyonu körüklediğini ve "bunun da işletmelerin daha fazla kesinti yapmasına ve işsizliğin artmasına yol açtığını" söylüyor.
"Bu durum yaygın grevler, huzursuzluklar ve birçok hanenin geçimini sağlamakta zorlanmasıyla yoksullukta artış gibi birçok ülkenin sosyal dokusuna zarar veren büyük zincirleme etkiler yarattı."
Hem ABD hem de İngiltere, 1973'ten 1975'e kadar süren ekonomik durgunluklar yaşadı ve bu kriz, 1974'te Londra'da Ted Heath'in Muhafazakar hükümetinin düşmesinde rol oynadı.
Şu andaki petrol krizinde neler oluyor?
Hürmüz Boğazı, ABD ve İsrail'in bir ay önce İran'la savaş başlatmasından bu yana fiilen gemi trafiğine kapatıldı.
Bu durum, normalde dünyanın petrolünün yaklaşık beşte birini ihraç eden Körfez ülkelerinden petrol, doğalgaz ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin akışını aksattı.
ABD Başkanı Donald Trump, Körfez petrolünün tekrar akmasını sağlamak için çeşitli taktikler denedi.
Bunlar arasında müttefik ülkelerden savaş gemileri göndermelerini istemek ve İran'ın gemilerin boğazdan güvenli bir şekilde geçmesine izin vermemesi durumunda daha sert bir şekilde vurmakla tehdit etmek de vardı.
Ancak şu anda Vespucci Denizcilik danışmanlık şirketini yöneten Jensen, BBC Radyo 4'te yayımlanan Today programına yaptığı açıklamada, bir aydan fazla bir süre önce Körfez'den ayrılan petrolün büyük bir kısmının hâlâ dünyanın dört bir yanındaki rafinerilere ulaştığını ve bu akışın yakında duracağını söyledi.
"Dolayısıyla gördüğümüz petrol kıtlığı, Hürmüz Boğazı yarın sihirli bir şekilde yeniden açılsa bile daha da kötüleşecek.
"Sadece bu kriz devam ederken değil, kriz bittikten sonraki altı ila 12 ay boyunca da çok büyük enerji maliyetleriyle karşı karşıya kalacağız."
Şu anki kriz 1970'lerden daha kötü hale gelebilir mi?
Aynı zamanda Arap Enerji Kulübü'nün genel sekreteri de olan Nakhle, petrol piyasasının 1970'lere göre daha çeşitli olduğunu ve kullanılan toplam miktarın da önemli ölçüde düştüğünü söyledi.
Nakhle fiyatların yüksek olmasına karşın bugünkü krizin o kadar şiddetli olmadığını düşünüyor.
"Gördüğümüz hacimsel aksaklıklar önemli ve hatta muhtemelen yakın tarihin en büyüklerinden biri olsa da piyasa 1970'lere göre çok daha dirençli" diyor.
"Daha çeşitli, daha az petrol yoğun acil durum müdahale mekanizmalarıyla daha iyi donatılmış."
Ancak Natixis CIB'den emtia araştırmaları direktörü Joel Hancock, bir diğer önemli farkın 1970 krizinin, krizi yönetmek adına paraya ve "siyasi güce" sahip gelişmiş ülkeleri hedef aldığını söylüyor.
Hancock şu andaki krizin öncelikle gelişmekte olan ülkeleri etkilediğini ve bu ülkelerin "krizi iyi yönetmek için gerekli kurumlara ve parasal ve mali sağlamlığa sahip olmadıklarını" da ekliyor.
Ayrıca 1970'lerdeki krizde, günümüzde olduğu gibi enerji altyapısının zarar görmesi de söz konusu değildi.
Hancock, bugünkü krizin "savaşın şiddeti azaldığında sona ereceğini" söylüyor.
Heaney, ekonomilerimizi daha iyi anlamamız ve daha fazla ülkenin petrol rezervine sahip olması gibi, bugün dünyanın lehine işleyen bazı farklılıklar olduğunu belirtiyor.
"Ana risk, krizin uzaması ve geleceğe dair beklentilerin çok daha karamsar hale gelmesi.
"En iyi senaryo, bu çatışmayı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek ve bir nebze istikrar sağlamak."